(2942 S. K. m. 14, 16)
Dava: Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanununun 16. maddesine göre tescil istenilmiştir. Mahkemece davanın davalılar A. ve M. T. yönünden husumetten reddi, diğer davalılar yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm dahili davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı İdare kamulaştırılan taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 16. maddesi gereğince tesciline karar verilmesini dava etmiştir.
Dahili davalılardan Sait cevap dilekçesinde, tapu kayıt maliklerinin seneler önce vefat etmiş olduklarından haklarında dava açılmasının mümkün olmadığını bildirmiş, diğer davalılar ise duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamışlardır.
Getirtilen tapu kaydına göre taşınmaz malikleri Mehmet oğlu Ali ile M.dir. Bunlardan Ali'nin kamulaştırmadan çok önce ( 1975 yılında ) öldüğü saptanmış ve alınan veraset ilamında gösterilen mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Dahili davalılardan Sait tarafından mahkemeye sunulan 4.3.2003 tarihli dilekçede, diğer tapu maliki M.'nin da seneler önce öldüğü bildirilmiş, mahkemece bu iddianın doğruluğu araştırılmadan öldüğü kabul edilerek, Ali ve M. hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılarla ilgili davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın idare adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 14.maddesinin altıncı fıkrasında, idare tarafından bu kanun hükümlerine göre tespit olunan malik, zilyet ve diğer ilgililere karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın malikinin davalıdan başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde davaya gerçek malik, yine tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa, mirasçıları dahil edilmek suretiyle devam olunması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, yasanın özel nitelikteki usule ilişkin bu buyurucu hükmü gözetilerek, tapu maliklerinden M.'nin daha önce öldüğünün yapılacak araştırma sonunda anlaşılması halinde, davacı tarafa önel ve yetki verilip adı geçenin mirasçılık belgesinin alınması ve mirasçılık belgesinde gösterilen mirasçılarının davaya davet edilmeleri sağlandıktan sonra anılan Yasanın 16 ncı maddesi çerçevesinde gereken diğer işlemler de tamamlanarak hasıl olacak duruma göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili tam olarak sağlanmadan taşınmazın tamamının idare adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy