(1136 S. K. m. 164) (3194 S. K. m. 1, Geç. m. 7) (634 S. K. m. 23, 44)
Dava: Dava dilekçesinde men'i müdahale ve kal istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davalının maliki olduğu çatı katındaki bağımsız bölümün Af Yasası ile tam kata çevrildiği, ayrıca yapılan çatı arası katının bu kata eklendiği bu durumun binaya statik yönden yük getirdiği gibi diğer maliklerin çatıyı kullanmasının da engellenmiş olduğu ileri sürülerek projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğünün 3194 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesine dayanarak onayladığı 12.12.1986 tarih ve 86/15443 sayılı tadilat projesi esas alınıp yerinde uygulanmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda sonradan yapılan çekme katın yıktırılmasına bunun dışındaki istemlerin reddine karar verilmiştir.
3194 Sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere bu yasa, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiş, başka bir deyişle aksine açıkça hüküm bulunan haller hariç, bütün hükümleri imar amaçlı olan bir yasadır. Bu bakımdan davada, davacının iddiasına ve mahkemece kurulan hükme dayanak oluşturan 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 7. maddesinde yer alan, Boğaziçi alanında mevcut çekme katlar aynı gabari içinde kalmak şartı ile tam kata iblağ edilir. Ancak teras kullanma hakkı daha önce tapuya tescil edilmemiş olan çatı katı malikleri, emlak vergisi için beyan edilen daire bedelinin daire m2'sine bölünerek bulunan bir metrekare değerinin kazanılan alan ile çarpımı sonucu bulunan değeri, hisse nispetlerine göre diğer kat maliklerine öder. Kendileri bulunmadıkları takdirde bu bedel isimlerine milli bir bankaya yatırılır. hükmünün bu çerçevede değerlendirilip yorumlanması gerekir. Buna göre söz konusu geçici 7.maddenin ilk cümlesindeki amacın, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten önceki imar mevzuatının Boğaziçi'nde getirdiği kat sınırlamasının bertaraf edilmesi suretiyle mevcut çekme katların tam kata iblağ edilmesine, imar açısından imkan tanınmasından ibaret olduğu düşünülmelidir. Bu hüküm, çekme katın tam kata iblağ edileceği inşaat için usulüne uygun onaylı proje yapılması ve inşaat izni alınması zorunluluğu bakımından ilgili imar mevzuatı hükümlerinin uygulamasını bertaraf etmediği gibi kat mülkiyetine geçmiş bir durumda da binalarda Kat Mülkiyeti Kanununun, (kat malikleri kurulunun oybirliği ile karar verilmesini şart kılan) 44.madde hükmünü de dışlamamaktadır. Söz konusu geçici 7.maddede yer alan ve terası kullanma hakkı bulunmayan çatı katı maliklerinin, terastan kazandıkları alan karşılığında diğer kat maliklerine hisseleri nispetinde ödeyecekleri değerin belirlenmesinde Kat Mülkiyeti Kanununun 44.maddesinden farklı bir esas getirilmiş olması da, aksine bir düşünce ve yorumu haklı kılmaz.
Böylece, İmar Kanununun geçici 7. maddesinin 2. kısmı hükmü de, özel kanun olan Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesinin kapsamına giren konuda getirdiği farklı hüküm yönünden uygulanacak, ancak; bu maddede yer alan diğer hususların, özellikle kat maliklerinin oybirliği ile karar vermeleri şartını bertaraf etmeyecektir. Her ne kadar önceki kat maliklerinin muvafakati alınmış ise de bu muvafakatler, Kat Mülkiyeti Kanununun 44.maddesine uygun olarak oybirliği ile alınıp defterine işlenmiş kat malikleri kurulu kararı niteliğinde olmadığına göre anılan yasa maddesindeki koşullar yerine getirilmediğinden muvafakati veren eski maliklerin halefi olan yeni malikleri bağlamaz.
Bu durumda mahkemece dava konusu ana gayrimenkulün onaylı asıl projesi tapu veya imar müdürlüğünden getirtilerek yerinde uzman bilirkişiye uygulattırılıp bu projeye aykırılıkları belirleyen rapor alındıktan sonra hasıl olacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, davacılar yönünden bağlayıcılığı olmayan tadilat projesi esas alınarak yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı Yargıtay uygulamalarında, ortak yerlerde yapılan tesis ve değişikliklerin davalı tarafından yerine getirilmemesi durumunda masrafı ödenmek kaydı ile bunların davacı tarafından yerine getirilmesine karar verilmesi kabul edilmekte ise de, bağımsız bölümlerde ve bağlantılı kısımlarda işlem yapılmasını gerektiren durumlarda Kat Mülkiyeti Kanununun 23. maddesi hükmünün gerektirdiği haller dışında mülkiyet hakkının saygınlığı gözetilerek talep etmiş olsa dahi davacının bu yolda yetkilendirilmesi uygun görülmemektedir. Bu bakımdan mahkemece kabul edilen hususlarla ilgili olarak talep de olmadığı halde verilen sürede aykırılıklar davalı tarafından eski hale getirilmediği takdirde davalıya ait bağımsız bölümde bedelinin kendisinden alınması suretiyle eski hale getirme işinin davacı tarafça yapılmasını sağlayacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca dava sonunda karşı tarafa yüklenecek Avukatlık Ücretinin Avukatlık Yasasının (değişik) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek davacı taraf yerine vekiline ödenmesine karar verilmesi de yerinde bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy