(634 S. K. m. 20, 33) (1086 S. K. m. 38)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı N. tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı yönetici, davalının payına düşen 735.000.000.- TL tutarındaki ortak gider alacağı ile 643.000.000.-TL gecikme tazminatı olmak üzere toplam 1.378.000.000.TL'nın davalıdan tahsili için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş, mahkemece istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde, davacı yöneticinin diğer kat maliklerinden yetki almadan bu davayı açamayacağım, ayrıca ortak gider borcundan haberinin olmadığını ileri sürerek bu hususlardan dolayı kararın bozulmasını istemiştir.
1- Kat Mülkiyeti Yasası'nın20. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre gider ve avans payım ödemeyen kat maliki hakkında diğer kat maliklerinden herbirinin veya yöneticinin dava açma ve icra takibi yapma hakkı vardır. Yine anılan yasanın 35. maddesinin ( i ) bendi hükmü ile yöneticiye, kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapma görev ve yetkisi verilmiştir. Somut olayda icra takibi yapan ve itirazın iptali davasını açan yönetici de aynı zamanda anataşınmazda kat maliki olduğundan böyle bir takibi ve davayı açmakta yasal yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle diğer kat maliklerinden ayrıca yetki almasına gerek olmadığından davalının bu yöne ( yöneticinin yetkisiz olduğuna ) ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2- Hükmü temyiz eden davalı kat malikinin davaya konu edilen ortak gider borcunun varlığını İcra ödeme emrinin tebliğden önce bilmediği konusundaki temyiz itirazlarına gelince;
Kat Mülkiyeti Yasası'nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ve ortak gider payım ödemeyen kat malikinin ödemede geciktiği günler için aylık % 10 hesabıyla yükümlü olduğu, gecikme tazminatının başlangıcının saptanmasında o kat malikinin borcunun varlığını öğrendiği günün esas tutulması gerekir.
Somut olayda davalı kat malikinin ve onun bağımsız bölümünde oturan diğer davalının dava konusu edilen ortak gider borcunu, haklarında yapılan icra takibi nedeniyle çıkartılan ödeme emrinin kendilerine tebliğ tarihinden önce öğrendikleri yolunda dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu bağlamda davacı tarafça davalılara daha önce ( ödeme emrinin tebliğinden önce ) bildirildiği de kanıtlanamadığına göre, asıl alacak için gecikme tazminatının, ödeme emrinin tebliğ gününden başlatılması gerekirken bu husus göz ardı edilerek istem gibi gecikme tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıdaki ( 2 ) numarada açıklanan husus göz önünde bulundurularak asıl alacak için gecikme tazminatının başlangıç tarihinin açıkça belirlenmesinden sonra bu tarihe göre gecikme tazminatına hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden hüküm kurulmuş olması nedeniyle mahkeme kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy