(2981 S. K. m. 16) (634 S. K. m. 44) (1086 S. K. m. 75, 237)
Dava: Dava dilekçesinde kat mülkiyeti kurulması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin açtığı davada, Bornova 64 ada, 69 parsel numaralı arsa üzerine, tamamının mülkiyeti müvekkiline ait iken onaylı projesine uygun olarak üç kat halinde inşaa edilip kat irtifakı kurulan binanın 1983 yılında İmar Affından yararlanmak suretiyle ( 6 ) kata çıkartıldığı, bu şekilde tamamlanan inşaat için belediyeye başvurulup yapı ve oturma ruhsatının alındığı ve ancak tapudaki kat irtifakı kaydının üç bağımsız bölüm şeklinde kaldığı halde, tapuda da düzeltmenin yapıldığı yanılgısına düşülerek zemindeki bir bağımsız bölümün davalıya 1/3 arsa paylı olarak satışının yapıldığı, davalı payının yaklaşık 1/6 olması gerektiği ileri sürülerek ilave bağımsız bölümleri de kapsayacak şekilde arsa paylarının yeniden belirlenip binada kat mülkiyeti kurulmasına ve tapuya tescile karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davacının daha önce aynı davalı hakkında genel hükümler çerçevesinde davalı lehine hileli olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile Bornova 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın 1998/1312-2001/593 karar sayılı ilamı ile reddedildiği ve bu kararın 26.3.2003 tarihinde kesinleştiği olgusuna dayanılarak kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin kararına dayanak yaptığı davada tapunun taraf iradelerine uygun oluşmadığı, hile sonucu 1/6 hisse yerine 1/3 hisse satışı şeklinde gerçekleştiği ileri sürülmüş olmasına karşın, bu davada yukarıda açıklandığı üzere İmar Affı Yasasına dayanılarak kat mülkiyeti hükümleri çerçevesinde binanın tamamında kat mülkiyeti tesisi ve buna göre arsa paylarının yeniden düzenlenip tescili istenilmiştir.
HUMK'nun 237. maddesine göre; kesin hükümden sözedilebilmesi için iki yanın, dava konusunun ve dayanılan nedenin aynı olması gerekir. Eldeki dava ile mahkemenin kesin hükmün varlığı gerekçesi ile kararına dayanak yaptığı davada iki yan ve dava konusu aynı ise de; yukarıda açıklandığı üzere dayanılan neden farklı bulunduğundan kesin hükümden sözedilemez. 2981 Sayılı İmar Affı Yasası'nın kat mülkiyeti tesisi başlığını taşıyan 16.maddesine 3290 sayılı Yasa ile eklenen fıkrada "Daha önce kat irtifakı kurulmuş binalarda bu kanundan istifade ile bağımsız bölüm kazanılmış ise, arsa payına bağlanmamış bağımsız bölüm sahibi, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 44. maddesi gereğince kat maliklerinin ittifakını sağlayamıyorsa, bu kanuna göre bağımsız bölümüne ait tasdik edilmiş yapı ruhsatı ve kullanma izni belgesi ile arsa payına karşılık hesap edilen değeri, hak sahibi kat malikleri adına bir milli bankaya bloke ettikten sonra Sulh Mahkemesinden kendisine ait bağımsız bölüm için arsa payı ayrılarak tescilini ister. Mahkeme mevcut belgelere dayanarak diğer kat maliklerinin muvafakatini aramaksızın arsa payını tespit ederek ilave bağımsız bölümün tesciline karar verir. Tescil ilamı gereğince her kat malikinin arsa paylarında, resen düzeltme yapılır. Daha önce düzenlenmiş yönetim planı ve diğer belgeler yeni bağımsız bölüm malikini de bağlar" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda da bina yukarıda açıklanan İmar Affı Yasasından önce kat irtifaklı iken üzerine ilave katların inşa edilip yeni bağımsız bölümler kazanılmış olması karşısında, mahkemece davacı vekiline isteminin HUMK'nun 75. maddesi hükmü çerçevesinde açıklattırılıp, 2981 Sayılı Yasanın 16/son maddesine göre işlem yapılmasını istediğinin anlaşılması halinde maddede öngörülen tüm bilgi ve belgelerin tamamlanıp gerekli işlemlerin yapılması bakımından davacı tarafa uygun önel verilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken kesin hükmün varlığına dayanılarak davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy