(634 S. K. m. 20, 35) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Dava dilekçesinde çatının onarılması ile bağımsız bölümlerde projeye aykırı eklenen kalorifer peteklerinin sökülerek projesine uygun hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın bir kısım davalılar yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kararın hüküm fıkrasında, davaya konu, Ersoykent sitesi D Blokta bulunan davacıya ait 10 numaralı bağımsız bölümün üzerindeki çatının onarılması işinin kararın kesinleşme tarihinden itibaren onbeş günlük süre içinde, masraflara D Bloktaki bağımsız bölüm maliklerinin arsa payı oranında ( davacı da dahil olmak üzere ) katılması suretiyle D Bloktaki bağımsız bölüm malikleri tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
HUMK'nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gereklidir. Bu hüküm, infazda tereddüt yaratmamak amacıyla yasaya konulmuştur.
Bu bağlamda mahkeme kararlarının uygulanabilir olması, infazda güçlük yaratmaması ve duraksamaya neden olacak nitelikte bulunmaması gerekir.
Somut olayda, çatı onarımının gerektirdiği giderlerden aynı bloktaki kat maliklerinin arsa payları oranında sorumlu tutulması yerinde ise de kararda, onarım işinin maliyetinin ne olabileceğinin ve davalı blok maliklerinin her birisinin ayrı ayrı sorumlu olacakları miktarın açıkça gösterilmemiş olması infazda duraksamaya neden olacağı gibi ayrıca, davalı ( D ) blok maliklerinin kendiliklerinden biraraya gelip anlaşarak çatı onarımını sağlamaları çok zor olacağı gözetilmeden onarım işinin bunlara bırakılması da infazda güçlük yaratacaktır. Esasen ortak yerlerin onarımı gibi genel yönetim işlerinin kat mülkiyeti sistemindeki esaslar çerçevesinde yönetici tarafından yerine getirilmesinin en uygun çözüm olduğu Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarında kabul edilmektedir.
Bu bakımdan, çatıda yapılacak onarım işlerinin maliyeti olarak bilirkişi tarafından saptanıp raporda gösterilen miktarın aradan geçecek süre nedeniyle yetersiz kalmasının kaçınılmaz olması da dikkate alınarak hüküm fıkrasında, toplanması gereken bu miktarın gerçekleşecek masraftan mahsup edilecek bir avans niteliğinde olduğu da açıklanmak suretiyle, Kat Mülkiyeti Yasası ve yönetim planı hükümlerine göre, yapılacak masraftan ilk planda davacı da dahil dava konusu ( D ) blokta kat maliki olan davalılardan her bir bağımsız bölüm malikine düşecek miktar mutlaka belirtilmelidir.
Bundan ayrı, Kat Mülkiyeti Yasasının 35. maddesinin ( d ) bendi uyarınca ana taşınmazın sağlamlığının korunması, onarım ve bakımı yöneticinin görevleri arasında olup, bilirkişi raporunda belirtilen onarımların öncelikle toplanacak avansla yönetici tarafından yerine getirilmesine, yöneticinin yerine getirmemesi halinde, bunun davacı tarafından yaptırılmasına, işler tamamlandığında yapım masraflarının daha fazla olması durumunda kalan kısmın da ( D ) blok kat maliklerince ödenmesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy