(1086 S. K. m. 45, 48) (4389 S. K. m.14/5)
Dava: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ile İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi aynı yargı çevresinde kurulmuş mahkemeler olup davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılırlar.
Dava dilekçesinde borçlu bulunmadığının tespitli istenilmiştir. Mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesince görülmesi gerektiğine karar verilmiş, karar davalı ve karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Davacı Türk Ticaret Bankası Anonim Şirketi dilekçesinde; Türk Medeni Kanununun 110. maddesi çerçevesinde 1975 yılında malvarlığı kendi tarafından karşılanmak üzere davalı ve karşı davacı olan Türk Ticaret Bankası Munzam ve Sosyal Güvenlik Emekli Sandığı Vakfını kurduğunu, bu zamana kadar vakıf senedinin 29. ve 30. maddeleri ile bu senede göre çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda vakfa katkı payı ödediğini, ancak son yıllarda bankanın mali durumunun bozulması sebebiyle katkı payını ödeyemeyecek duruma geldiğini, vakfın ise maddi durumunun çok iyi olduğunu ileri sürerek vakfın kuruluşu sırasında taahhüt ettikleri ve bir bağış niteliğinde olan katkı payını ödemeyeceklerini, Borçlar Kanununun 245/b-2. maddesi uyarınca bağıştan rücu ettiklerini, bu hususu ihtaren davalıya bildirdiklerini beyan ederek davalı vakfa borçlu bulunmadıklarının tespitini istemiştir.
Davalı ve karşı davacı Vakıf ise İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesine dava açarak; davacının kurucusu olduğu vakfa ödediği katkı paylarının vakıf senedine göre yapıldığını, bunun bir bağış niteliğinde bulunmadığından rücuun söz konusu olamayacağını beyan ederek 2002 Nisan ayına ait 270.921.957.645 TL. katkı payının ticari faizi ile davalıdan tahsili ile aralarındaki muarazanın önlenmesini ve davalı bankanın bu haksız eyleminin ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasını istemiş; Mahkemece, davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiş ve İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2002/492 esas sayılı dava ile bu dava irtibatlı bulunarak birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı ve karşı davalının davalı ve karşı davacı aleyhine bağıştan rücu sebebi ile davacı Bankanın davalı vakfa borçlu bulunmadığının tespiti davası açtığından, 4389 sayılı Kanunun 14. maddesinin 5 numaralı fıkrasına eklenen c bendi gereğince, bankalar tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemeleri tarafından bakılacağı gerekçesi ile dosyanın yetkili asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, verilen bu karar üzerine davalı ve karşı davacı vekilince İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği birleştirme kararı temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 45. maddesi, görülmekte olan davaların aralarında bağlantı bulunması halinde davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebileceğini öngörmüş, 48. maddesi de aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararlarının ancak hükümle birlikte temyiz edilebileceğini ve bu hususun tek başına bozma sebebi olmayacağını hüküm altına almıştır.
Birleştirme kararı veren İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ile birleştirmeden sonra davaya bakan İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi aynı yargı çevresi içerisinde kurulmuş aynı düzeydeki mahkemeler olup davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılırlar.
İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu karar nihai bir karar olmayıp gönderme kararı niteliğindedir. Gönderme kararı ile dava sona ermemekte, gönderilen mahkemede davaya devam edilip esas hakkında hüküm verilecektir.
Sonuç: Bu bakımdan, birleştirme kararının tek başına temyiz kabiliyeti olmayıp esas hükümle birlikte temyizi mümkün olduğundan, açıklandığı üzere esasa ilişkin bir hüküm de verilmediğinden temyiz dilekçesinin REDDİNE, 25.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy