(1086 S. K. m. 237) (2004 S. K. m. 68)
Dava: Dava dilekçesinde fazla ödenen ortak gider payının iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, daha önce davacı hakkında İcra takibi yapılarak itirazının da kaldırılması üzerine kendisinden tahsil edilen ortak gider alacağının gereksiz ve fazla olduğu ileri sürülerek davalı yönetimden istirdadına karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, icra tetkik merciince verilmiş olan itirazın kaldırılması isteminin kabulüne ilişkin kararın kesinleştiği ve böylece kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İtirazın kaldırılmasına ilişkin İcra Tetkik Mercii kararları alacağın esasına yönelik nihai karar özelliğini taşımayıp ancak icra takibinin gerektirdiği hukuki sonuçları doğurur nitelikte bulunduğundan, HUMK'nun 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturmaz.
Davanın esasına girilip tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda kanıtları toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy