(4721 S. K. m. 101) (5072 S. K. m. 2)
Dava dilekçesinde vakfın tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğundan, özgülenen mal ve hakların amacın gerçekleşmesine -en azından başlangıç olarak- yeterli bulunması zorunludur. Somut olayda tescili istenen vakfa malvarlığı olarak 1.500.000.000.-TL nakdin özgülenmesi ile yetinildiği anlaşılmaktadır. Vakfın kuruluş senedinin 3, 4 ve 5. maddelerinde yazılı amaç ve faaliyet alanları -Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür itibariyle- büyük miktarlara ulaşan mal ve paranın varlığını gerektirir niteliktedir. Bu nedenle vakfa yeterli miktarda mal ve haklar özgülemeden daha başlangıçta amacın gerçekleşmesini mümkün kılmayacağı belli olan söz konusu malvarlığı yeterli görülerek tescile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
1- 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinin üçüncü fıkrasında vakıflarda üyelik olamayacağını hükme bağlandığı halde, kanunun buyurucu nitelikteki bu hükmü gözetilmeden, mütevelli heyetin oluşumunu ve vakfa üye alımını düzenleyen vakıf senedinin 11. maddesinin üçüncü fıkrasının;
2- 29.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5072 Sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun'un 2. maddesinin (a) bendinde, vakıfların kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremeyeceği belirtilmesine rağmen, vakfın merkezinin B. Valiliği olduğunu gösteren vakıf senedinin 2. maddesinin;
3- 5072 Sayılı Kanunun 2. maddesinin (d) bendinde, kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanarak vakıf organlarında görev almaları yasaklandığı halde, ilin en büyük mülki idare amirinin mütevelli heyet ve yönetim kurulu başkanı olacağına, danışma kurulunun unvanları gösterilmek suretiyle ildeki kamu görevlilerinden meydana geleceğine ve kamu görevlilerinin unvanları belirtilmek suretiyle bu kurullarda görev alacaklarına dair vakıf senedinin 11/a, 12, 14, 16, ve 17. maddelerinin;
4- 5072 Sayılı Kanunun 2. maddesinin (g) bendinde kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu kanun kapsamındaki vakıflara ödenek yardımı veya herhangi bir kaynak aktarılamayacağı hükme bağlanmasına rağmen, vakfın malvarlığının resmi kurum ve kuruluşlar tarafından yapılacak her türlü ayni ve nakdi menkul ve gayrimenkul bağışlardan oluşacağını düzenleyen vakıf senedinin 6. maddesinin;
Tesciline karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde, yeterli olmayan mal varlığının, vakfın geniş kapsamlı amaç ve faaliyetleri de gözetilerek gelir getirebilen taşınır ve taşınmazların ya da belirlenecek yeterli miktarda paranın vakfa özgülenmesi ve gösterilen bozma nedenleri doğrultusunda yeniden noterde senet düzenlenmesi için davacı tarafa süre verilip vakfın malvarlığının yeterli düzeye çıkartılması sağlandıktan ve diğer eksiklikler giderildikten sonra hasıl olacak duruma göre karar vermek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy