(3294 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 101)
Dava : Dava dilekçesinde alacak istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı vakfın 1991 ile 2001 yılları arası dönem için ödemesi gereken teftiş ve denetleme giderlerine katılma payını eksik ödediğini ileri sürerek, 3.906.288.000 TL. asıl alacağın 3.576.968.000 TL. işlemiş faizi ile birlikte toplam 7.483.256.000 TL.'nın asıl alacağa da dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak tahsilini istemiş, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 22. maddesinin birinci fıkrası ile bütün vakıflardan her yıl safi gelirlerinin %5'inin teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı olarak alınacağı bu payın yıllık tutarının şubeler hariç her bir vakıf için 10.000.000 TL'sını geçemeyeceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında da bu miktarın Tüzüğün yayımlandığı tarihi izleyen yıldan itibaren her yıl için Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan enflasyon oranı kadar artırılacağı öngörülmek suretiyle maddenin ilk fıkrasına göre nisbi oranda bir artış sağlanmıştır. Tüzüğün anılan maddesinin son fıkrasına göre de, bu suretle hesaplanacak katılım payının izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödenmesi gerekmektedir.
Ne var ki; 3294 Sayılı Yasanın 3. maddesi hükmü uyarınca kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Kurulunca, "Vakıflar Genel Müdürlüğü ile şifahi mutabakat sağlanarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları için yıllık teftiş ve denetleme payının 1.000.000 TL olarak uygulanmasına'' 24.11.1992 tarih ve 41 sayı ile karar verilmiş ve bu karar anılan vakıflara duyurulup, Yasa ve Tüzüğe aykırı olan bu karara göre uygulama sağlanmış ise de bu durum, Sosyal Yardımlaşma Vakıflarının noksan ödedikleri geçmiş yıllara ait teftiş ve denetleme giderlerine katılma payından sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
Mahkemece, dosyaya getirtilen davalı vakfa ait dava konusu edilen yıllara ilişkin hesap özeti ve bilançolara göre yukarıda sözü edilen Tüzüğün 22. maddesi gereğince, üst limitler yönünden Devlet İstatistik Enstitüsünce her yıl yayımlanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi Oniki Aylık Ortalamalara Göre Değişim tablosunda gösterilen her bir yılın Aralık ayı hanesindeki toplam enflasyon oranı rakamı esas alınıp davalı vakfın ilgili yıllara ait teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı borcunun yeniden bilirkişi marifetiyle tespit ettirilip hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, üst limitin hesaplanmasında hataya düşen ve bu nedenle hüküm vermeye yeterli bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulü,
2- Borçlar Kanununun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle mütemerrit olur. Borcun ödeneceği gün, borçluya usulen bir ihtarda bulunmak suretiyle tespit edilmiş ise, temerrüt faizi o günden itibaren başlatılır. Davaya konu edilen ( 1.000.000 TL'nin üzerindeki ) teftiş ve denetleme payının ödenmesi yolunda her denetim dönemi sonunda düzenlenen müfettiş raporlarının davalıya gönderildiği bildirilen ve birer örneği ( fotokopisi ) dosyaya konulmuş bulunan yazıların davalı vakfa yöntemince tebliğ edilip edilmediği, ilk dönem olan 1991 yılından başlayarak araştırılıp tebliğ edilmiş ise davalının borcuna, borcun miktarına ve katılım payı için tüzük hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilk tebliğin yapıldığı tarihte muttali olduğunun kabulü ile daha sonraki yıllarda ayrıca bir daha temerrüde düşürülmesinin gerekmediği, tüzüğün 22. maddesinin son fıkrası uyarınca o yılın ve sonraki her yılın borcu için izleyen yılın Nisan ayından itibaren faiz hesaplanmasının gerektiği buna göre ilgili yıllar için de birikmiş faiz alacağı oluştuğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken sadece 1993-1996 dönemi için temerrüd oluştuğu gerekçesiyle eksik faiz alacağına hükmedilmesi,
3- Dava sonunda taraflara yüklenen vekalet ücretinin Avukatlık Yasasının ( değişik ) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek taraflar yerine doğrudan vekile ödenmesine karar verilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy