(818 S. K. m. 101)
Dava: Dava dilekçesinde alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; davalı vakfa 14.7.1990 tarihinde üye olduğunu, bankadaki işine 3.7.2002 tarihinde son verildiğini, bu süre içinde davalı vakfa aidatlarını ödediğini, ancak işten çıkarılması sebebiyle birikmiş parasının iade edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 1.000.000.000 TL'nin faiziyle davalıdan tahsilini istemiş; davalı ise, davacının vakfa üye olurken imzaladığı başvuru formuna vakıf senedinin uygulanmasını kabul ettiğini, senede göre davacının işten çıkarıldıktan sonra üyeliğinin devam etmesi veya kesintilerinin toptan ödenmesi konusunda seçme hakkının bulunmasına rağmen bu hakkını kullanmadığını, isteği halinde birikmiş kesintilerinin her zaman ödenmesinin mümkün olduğunu bu sebeple davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davanın devamı sırasında, davacı davalı vakfa 15.1.2003 tarihinde başvurarak 2.874.919.914 TL. anapara, 860.878.796 TL. faiz olmak üzere toplam 3.699.212.796 TL. birikmiş parasını almış ve davalıdan hiçbir alacağı kalmadığına dair aynı tarihli ibraname vermiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava sırasında asıl alacak ödendiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ödeme tarihine kadar işlemiş 860.296.196 TL. faizin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa; davalı vakfa ait senedin 18.maddesinde üyelik ve prim yatırma süresi 10 yılı aşanların üyeliğe devam etme veya toptan ödeme konusunda bir seçme haklarının bulunduğu davacının işten ayrıldıktan sonra bu seçimlik haklarını kullanmadığı, davacının
3.7.2002 tarihine kadar davalı vakfa prim ödediği, vakfa üyeliği sağlayan görevinden 19.7.2002 tarihinden ayrıldığı, dava açıldıktan sonra 15.1.2003 tarihinde davalı vakfa başvurup toptan ödeme isteminde bulunduğu ve aynı gün ibraname vermek suretiyle birikmiş parasını faiziyle birlikte aldığı anlaşılmaktadır. Davacının Vakıf Senedinin 18. maddesinde öngörülen seçim hakkını zamanında kullanıp toptan ödemeye ilişkin alacağını istemesi gerekirken tercihini yapmamıştır. Bu nedenle meydana gelen geç ödemenin bedeli davalı vakfa yükletilemez. Kaldı ki, Borçlar Kanunu'nun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle mütemerrit olur. Borcun ödeneceği gün, borçluya usulen bir ihtarda bulunmak suretiyle tespit edilmiş ise, temerrüt faizi o günden itibaren başlatılır. Yukarıda da belirtildiği gibi; davacı, bankadaki işine son verildikten sonra vakıf senedinin 18. maddesinde hükme bağlanan ve bir seçimlik hak niteliğinde olan toptan ödeme isteminde bulunarak davalıyı temerrüde düşürmemiş, 15.1.2003 tarihinde yazılı başvurusu üzerine aynı gün ibraname düzenlenerek birikmiş ana parasını faizi ile almış olduğundan işten ayrılma ile toptan ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz talebinde bulunamaz.
Bu durumda mahkemece, faiz yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy