(2762 S. K. m. 10, 13, 32, 39)
Dava: Dava dilekçesinde alacağın tespit ve tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekilleri Av. Y. ve P. ile aleyhine temyiz olunan davacı vek. Av. H. ve müdahil vek. Av. H.A. geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mediha dava dilekçesinde; Yargıtay'ca da onanarak kesinleşen İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.12.1996 gün, 1994/954-1996/1132 sayılı kararı ile değişik adlar altında davalı tarafından yönetilen K. H.A. Vakfı'nın galleye hak kazanan evladı olduğunun tespit edilmesi üzerine vakfın gelirinden faydalanmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne başvurmasına karşın, vakfın hiçbir gelirinin olmadığı gerekçesiyle istemine olumsuz yanıt verildiğini, oysa vakfın 1964-1974 yıllarında emaneten 1974 yılında mazbutaya alınmasından bugüne kadar da davalı tarafından bizzat idare edildiğini, hatta 1964 yılından önce mütevellileri olduğu halde vakfın idaresinin davalıda olduğunu, bu süreler içinde vakfiyede belirtilen taşınmazların gelirleri ve taviz bedelleri ile vakfın diğer gelirlerinin davalı tarafından toplanıp vakfiye şartları yerine getirilip gelir fazlasının vakıf evlatlarına intikalinin sağlanmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000.000.000.- TL ile sınırlı olarak vakfın galle fazlasının, olmadığı takdirde davalı tarafından haksız bir şekilde elde edilen vakfa ait taviz bedelleri ve çeşitli vakıf gelirlerinin bugünkü tarihe uyarlanarak bundan elde edileceği belirlenen gelirin ödenmesini veya Borçlar Kanunu'nun 43/1. ve Medeni Kanun'un 755. maddeleri uyarınca hesaplanacak yıllık galle miktarının 20 misli tazminat olarak defaten kendilerine ödenmesini istemiş; aynı mahkemeye açtığı ve bu dava ile birleştirilen 2003/784 Esas sayılı davada ise 5.300.000.000.000.-TL tazminatın 12.10.2000 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuş; davacının 08.08.2003 tarihinde vefat etmesi üzerine Önder, Güler ve Güliz ibraz ettikleri veraset ilamı ile anneleri yerine davayı mirasçı olarak devam ettirmişlerdir.
Şadiye de 04.03.2003 havale tarihli dilekçesi ile, YARGITAY'ca onanarak kesinleşen Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 20011629-2002/1195 sayılı kararı ile davaya konu edilen vakfın gelir fazlasına hak kazandığını belirterek davacı yanında asli müdahil sıfatı ile davaya katılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davaya konu M. B. Oğlu K. H.A. Vakfı, hicri 989 tarihinde kurulmuş olup, 1964 yılına kadar mütevellileri eliyle, son mütevellinin ölümü üzerine ve 1964-1974 yıllarında emaneten bu tarihten sonra da mazbutaya alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmiştir.
Davacı tarafın, M. B. Oğlu K. H.A. Vakfı 'na ait olduğunu ileri sürdüğü Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde işlem gören 52 numaralı dosya getirtilmiş ve bu dosya ile ilişkili olarak ilgili Vakıflar Bölge Müdürlüklerinden vakfın gelirleri ve taviz bedelleri konusunda cevaplar alınmıştır.
Dosya önce hukuk bilirkişisine verilmiş; bilirkişiler 18.03.2003 tarihli raporlarında, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün vakfa ait taviz bedellerini ve gelirlerini topladığı halde senelerdir vakfiye şartı gereğini yerine getirmeyerek vakıf evladına hiçbir ödeme yapmadığını, böylece haksız fiilde bulunduğunu ve vakıf evlatları aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, bu durumda kanundan doğan sürekli borç ilişkisinin sürdürülmesinin davacıdan beklenemeyeceğini, bu nedenle ilişkinin çekilmez hale geldiğini belirterek 20 yıllık gelir esas alınarak vakfın tasfiyesinin en uygun çözüm yolu olduğunu; üç kişiden oluşan hesap bilirkişi kurulu da 16.09.2003 asıl ve 21.11.2003 tarihli ek raporlarında, hukuk bilirkişilerinin görüşlerini kabul ederek 52 numaralı işlem dosyasına göre davalının vakfa ait olup topladığını belirlediği taviz bedelleri ile vakıf gelirlerinin tahsil edildiği tarihteki döviz, altın ve Devlet İstatistik Enstitüsü TEFE verileri esas alınarak dava tarihine göre uyarlaması yapılıp ortalaması alındıktan sonra elde edilen bu miktarın dava tarihindeki yasal faiz oranı % 60 üzerinden hesaplanan yıllık faizinin 25 ile çarpımı ile bulunan 11.441.529.546.1oo.-TL'nin tasfiye bedeli olarak davacılara ve asli müdahile ödenmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Mahkemece; bilirkişilerin raporlan aynen benimsenip, istemle bağlı kalınarak 1.833.333.333.333'er TL'nin davacı Mediha mirasçıları Önder, Güler ve Güliz'e dava tarihi olan 12.10.2000 tarihinden, 5.500.000.000.000.-TL'nin asli müdahil Şadiye'ye müdahale talebinin kabul edildiği 27.10.2003 tarihinden itibaren, değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı tarafça ödenmesine karar verilmiştir.
Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tespit ve tta Edileceği Hakkında 17.07.1936 tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek 23.12.1937 tarih 2n898 Sayılı Tüzüğün 30.07.1987 tarihli tüzükle değişik 5. maddesinin ( c ) fıkrasında; vakıf gelirlerinden masraflar çıktıktan sonra kalacak fazlanın alakalılara tahsis edileceği belirtildikten sonra 6. maddesinde bu tahsisin ne şekilde yapılacağı düzenlenerek vaktiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onanın şartı bulunan vakıfların gayri safi gelirlerinden her yıl % 10 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımlarının yapılacağı, bu oranın vakıfların malvarlığına göre Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabileceği, vakıfların yıllık gayri safi gelir tahsilatından % 20 oranında yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine gelir yazılacağı, bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayri safi gelir tahsilatından vakıf için yapılan giderler ve vaktiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına ve ilgililerine ödenecek intifa hakkının belirleneceği ve bunun doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıf evladı veya ilgili si olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödeneceği; 7. maddesinde ise vakıf için belirlenen gelir fazlası ( intifa haklan ) vaktiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına vakıf mazbut ise Vakıflar Genel Müdürlüğü mülhak ise mütevelli tarafından ödeneceği öngörülmüştür.
2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 39. maddesinin ikinci fıkrasında mazbutaya alınan vakıflarda alacaklıların vaktiyeye göre intifa haklarının menfuz olduğu belirtildikten sonra 13. maddesinde 10. ve 12. maddelere göre satılacak mallardan ele geçecek paranın bu maddelerde gösterilen yerlere sarf edilinceye kadar nemalandırılmasının mecburi olduğu, 14. maddesinde de gerek satış bedelleri ile gerek değişme ile alınacak veya yeniden yaptırılacak gayrimenkullerin evvelki vakıfların adını alacağı vakıflar idaresince kayıtlarına bu suretle işaret edileceği ve tapuya da böylece tescil ettirileceği, 32. maddesinde ise vakıflar idaresinin eline geçecek taviz bedellerinin muhafaza edilerek en faydalı şekilde nemalandırılacağı veya idare meclisinin vereceği karar üzerine bu taviz bedelleri ile gelir getirici inşaat veya ortaklık yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi; galleye hak kazandığını mahkeme ilamıyla ispatlayan vakıf evladına ancak kararın kesinleşme tarihinden sonrası için galle fazlası ödeneceğinden, davalının haksız olarak elde ettiği ileri sürülen miktar, davacı Mediha'nın galle fazlasına hak kazandığı mahkeme kararının kesinleştiği ( 07.04.1997 ) tarihi esas alınarak bu tarihe göre hesaplanacak bedelin dava tarihine kadar geçecek sürede yıllar itibariyle getireceği kazanç belirlenip yasal kesintiler yapıldıktan sonra davacıya ( mirasçılarına ) ödenmesi gerekirken, dava konusu K. H.A. Vakfı'na ait vaktiyenin son bölümünde vakfın sonsuza kadar devam edeceği belirtildiği halde, bu dava ile ilgisi bulunmayan, Medeni Kanun'un intifa hakkına ilişkin hükümleri esas alınarak, vakfiye şartlarına ve yürürlükteki vakıf mevzuatına aykırı olarak vakfın tasfiyesi sonucunu doğuracak şekilde hesaplama yapan bilirkişilerin düzenledikleri rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece; yukarıda açıklandığı şekilde davacı Mediha'nın galle fazlasını almaya hak kazandığı 1997 yılı esas alınarak ve K. H.A. Vakfı ile aynı olduğu Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.09.2001 gün 1995/125-20011500 sayılı kararı da göz önünde bulundurularak vakfın taviz bedelleri ile birlikte tüm mal varlığına göre 1997 yılından itibaren dava tarihine kadar gallesi bilirkişiye hesaplattırılarak bulunacak miktarın davacı Mediha mirasçılarına ödenmesine, asli müdahil Şadiye'nin galle fazlasına hak kazandığı kararın kesinleşme tarihi, bu davadan sonraki bir tarih olduğundan ve kararın kesinleşme tarihinden sonraki döneme ait galle alacağı ile ilgili olarak her zaman ayrı bir dava açmak hakkı da bulunduğundan, bu kişiye ait davasının anılan sebepten dolayı reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, YARGITAY duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 375.000.000.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy