(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Birinci ve üçüncü bilirkişi kurullarının değerlendirmeye esas alınan ek raporlarında: incelenen emsallerden 911 ada 162 parsel s. emsalin, resmi satışının yöredekilere uygun olduğu belirtildikten sonra, dava konusu taşınmazın imar durumu, yeşil saha olarak ayrılması hususları ile askeri güvenlik sahası içinde olmasının olumsuz etkisi göz önünde tutularak emsalden %40 değersiz olacağından somut emsal alınamayacağı, belirtilmiş, 533 ada 181, 182 ve 183 parsel s. emsallerin; dava konusu taşınmazla aynı bölgede olmaları ve bu üç emsalin m2 bedelleri arasında fark bulunmadığından bahisle, birinci bilirkişi kurulunca 181 numaralı parsel somut emsal alınıp dava konusu taşınmazın emsalden %5 değersiz olduğu, üçüncü bilirkişi kurulunca da 183 parsel s. taşınmazın somut emsal kabul edilerek serbest alım ve satımlarda taşınmazların değerinin gerçeği yansıtmaması sebebiyle dava konusu taşınmazın değerinin emsale göre %15 oranında artırıldığı açıklanmıştır.
İkinci bilirkişi kurulu raporunda ise, somut emsal alınan 911 ada 162 parsel s. taşınmazın tapu kaydında satış tarihi 25.10.1995 olduğu durumda 6.9.1995 olarak kabulü ile değerlendirmede hataya düşülmüş, satış tarihindeki m2 değerinin kamulaştırma gününe kadar geçen süre içerisinde Devlet İstatistik Enstitüsünce yayınlanan toptan eşya fiyatları senelik ortalama endeksi dikkate alınarak kamulaştırma gününde ulaşacağı değerinin belirlenmesi gerekirken, toptan eşya fiyat endeksleri enflasyon oranları olduğu belirtilen oranların yıllara göre toplanarak ve dava konusu taşınmazın emsalden %30 daha değerli olacağı düşüncesi ile değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre gerçek fiyatı ile satışının yapıldığı şüpheli görülen taşınmazın emsal olarak incelemesi -yanıltıcı sonuca götürebileceğinden- doğru olmadığı gibi gerçek satış bedeli olmadığı gerekçesi ile dava konusu taşınmazın %15 daha değerli olacağının açıklanıp subjektif ve kanuni olmayan bir karşılaştırma yöntemiyle taşınmazın değerinin belirlenmesi kanuna uygun düşmemektedir.
Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11. maddesinin üçüncü fıkrasının arsalara ait (g) bendi uyarınca kamulaştırma (değerlendirme) tarihinden önceki günlü ve özel amacı olmayan, gerçek değeri yansıtan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan sair unsurlarda dikkate alınarak 4.fıkrası gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Açıklanan hususlar yerine getirilmeden değerlendirme yapılan raporlara itibarla hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece bilirkişi kurullarından 911 ada 162 parsel s. taşınmazın 25.10.1995 günlü satışını emsal alan ve doğru endeks rakamları uygulanmak suretiyle değerlendirme gününe taşınan bedeli bulunup, dava konusu taşınmazla, değere etki yapan tüm unsurları yönünden ayrı ayrı karşılaştırılıp dava konusu taşınmazın değerini belirleyen ve bilirkişi kurullarının bu biçimde buldukları dava konusu taşınmazın değerinden askeri yasak bölgede olmasının kaçınılmaz olarak oluşturacağı değer kaybı oranında indirim de yapan ek raporlar alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 30.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy