(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 20)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Eylül 1998-Kasım 2002 tarihleri arasında kalan dönemlerde aidat borcunun ödenmemesi nedeniyle asıl alacak ve gecikme tazminatı olarak davalı hakkında yapılan icra takibinde gecikme tazminatına yönelik vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı icra takibine karşı itirazında ve yargılama aşamasındaki savunmasında kendisine hiçbir işletme projesi tebliğ edilmediğini ve Kat Malikleri Kurul Toplantı ve Kararlarına da katılmadığını ve 13.6.1999 tarihli kararda ismi altındaki imzanın da kendisine ait olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece takip ve davaya konu edilen aidatlarla ilgili 13.6.1999 tarihli kat malikleri kurulu kararına davalının katılmadığı ve imzanın kendisine ait olmadığı itirazı reddedilmek suretiyle bu tarihten itibaren aylık %10 hesabıyla bilirkişi raporunda saptanan miktar üzerinden icra takibinin devamına karar verilmiştir.
Yargıtay uygulamalarında Kat Mülkiyeti Yasası'nın 20. maddesinde öngörülen gecikme tazminatının uygulanabilmesi için, borçlu malikin bu konudaki kat malikleri kurulu kararına bizzat katılmak, yöntemince düzenlenmiş işletme projesi kendisine tebliğ edilmek ya da başka bir suretle borçtan haberdar olması gerektiği, takipten veya davadan önce öğrenmemiş olması halinde de icra ödeme emrinin veya dava dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren gecikme tazminatından sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda davalı savunmasında takip konusu yapılan Haziran 1999-Haziran 2000 yılı dönemiyle ilgili aidatların karara bağlandığı 13.6.1999 tarihli karar altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ve sonraki yıllardaki aidatlar konusunda kendisine herhangi bir tebligatın yapılmadığını savunmuş iken, mahkemece bu savunmanın doğruluğu imza tatbiki yaptırılmak suretiyle araştırılması gerekirken haklı ve inandırıcı bir neden ve gerekçe gösterilmeden reddedilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, davalı 13.6.1999 tarihli karara katılmış olsa dahi 30.9.2002 tarihine kadar kendisine aidatlarla ilgili başkaca bir tebliğ yapıldığı ileri sürülmemiş ve kanıtlanmamış olduğuna göre gecikme tazminatının 13.6.1999 tarihli toplantıda karar verilen aylık 20.000.000 TL.'dan hesaplanması gerekirken davalının haberdar olmadığı artan aidat miktarları yönünden de gecikme tazminatından sorumlu olacağı esasından hareketle hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı icra tazminatına esas alınan asıl alacağın itiraza uğramayan asıl alacak mı yoksa itiraz edilen gecikme tazminatı mı olduğunun ve miktarının kararda açıkça gösterilmemiş olması da yerinde bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy