(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece, dava konusu 175 parsel sayılı taşınmazın yerinde iki kez bilirkişi incelemesi yapılmış ise de kamulaştırma bedelinin tespiti yönünden bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- 2942 Sayılı Yasanın (4650 Sayılı Yasayla değişik) 11. maddesinin (f) bendi uyarınca arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle kamulaştırma bedeli tespit edilir. Sulu tarım arazisi niteliğindeki 99062 m2 yüz ölçümlü dava konusu taşınmazın üzerinde, tamamına kapama bahçe niteliği verecek yaş ve sayıda kayısı ağaçlarının bulunup bulunmadığı açıkça belirtilmeden, bu bağlamda normal aralıklarla bir dekara kaç ağaç düştüğü İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulup saptanmadan; her iki bilirkişi kurulunun taşınmazın tamamını kapama kayısı bahçesi olarak değerlendirip dekara 10 ağaç üzerinden hesaplama yapıp buna göre değer belirleyen eksik incelemeye dayalı ve denetime elverişsiz bulunan raporlarına itibarla hüküm kurulması,
2- Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, yörenin iklim koşulları, arazinin toprak yapısı ve verimliliğe etkili olan diğer unsurlar ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) dikkate alındığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış farklı ve özel bir faktörün varlığı hariç) kapitalizasyon faizi oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, ikinci bilirkişi kurulunca taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizinin %5 yerine %6 oranında uygulanmış olması,
Ayrıca, Tarım Müdürlüğünden getirtilen veri cetvelinde kayısı ürününün ortalama verimi 75 kg/ağaç olup, değerlendirmede bu verimin esas alınması gerekirken, yine ikinci bilirkişi kurulunca resmi veri gözardı edilerek 85 kg/ağaç üzerinden hesaplama yapılması,
3- Taşınmazın 5869,96 m2'lik bölümünde (bina ve tesis yapmamak, ağaç dikmemek kaydıyla) davacı idare lehine daimi irtifak hakkı kurulmuş olup, irtifaklı alanın içerisinde kaldığı tespit edilen 7-15 yaşlarındaki 45 adet kayısı, 6-7 yaş 2 erik ağacının boru hattının geçirilmesi çalışmaları nedeniyle kesilip kaldırılacağı ve yerine yeniden ağaç da dikilemeyeceği cihetle, bu ağaçların kaim değerlerinin yöntemine uygun biçimde saptanması gerekirken, her iki bilirkişi kurulunca düzenlenen raporlarda sözü edilen kayısı ve erik ağaçları bedelinin nasıl hesaplandığı ve dayanakları açıklanmamış ve sözü edilen ağaçların yaşı ile sayıları yönünden bilirkişi kurulları raporları arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Yargıtay uygulamalarında benimsenen kaim değer yöntemine göre; irtifak hakkının kurulduğu alan önce kapama karışık meyve bahçesi olarak değerlendirilmeli, daha sonra açık tarım arazisi olarak çevrede yetiştirilmesi mutad olan ürünlere göre saptanan net gelirine (sulu tarım arazisi niteliğine uygun) %5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle ağaçsız değeri bulunmalı, bu iki değer arasındaki fark ağaçların kaim değeri olacağından; enkaz bedeli de düşüldükten sonra kalan değere hükmedilmelidir. Şu halde açıklanan bu kaim değer belirleme yöntemine uyulmadan ve dayanağı da belirtilmeden irtifaklı alanda kalan ağaçlara değer biçen bilirkişi kurulu raporlarının hükme esas alınması,
4- Ayrıca irtifak kamulaştırılması nedeniyle dava konusu yerde kaldığı anlaşılan 2 yaş 16 kavak ile 4-5 yaş 10 adet kavak ağaçlarının her birinin cinsi ve yaşı belirtilmek suretiyle İlçe Tarım Müdürlüğünden rayiç birim değerleri sorulup saptandıktan sonra bu değer esas alınıp, enkaz bedeli de düşülerek kavak ağaçları bedelinin tespit edilmesi gerekirken, bilirkişi kurulları raporlarında ekonomik ömrünü doldurduklarından söz edilerek değerlendirme yapılmamış olması,
5- Dava konusu taşınmazın tapu kaydında paydaşlardan Abuzer Kara hissesine konulmuş haczin bu paydaşa isabet edecek bedele yansıtılmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar eksiksiz yerine getirilmeli, bu bağlamda bilirkişi kurullarından bozma gereklerine uygun ve denetime elverişli ek raporlar alınmalı, oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 01.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy