(2942 S. K. m. 11) (Arsa Sayılacak Parsellenmemiş Arazi Hakkında Karar m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası'nın 4650 sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hükme yeterli değildir. Şöyle ki;
1-) Mahkemece, kamulaştırılan taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek karar verilmiş ise de dosyaya getirtilen 19.01.2004 tarihli belediye imar müdürlüğü yazısında taşınmazın imar planı dışında olup belediye hizmetlerinden yararlanmadığı bildirilmiştir. İmar planı dışındaki taşınmazların arsa niteliğinde olduklarının kabulü, Yargıtay'ca kısmen benimsenen 28.02.1983 tarih ve 1983/6122 sayılı bakanlar kurulu kararı gereğince belediye veya mücavir alan sınırları içinde bulunmaları ve belediye hizmetlerinden yararlanan yerler arasında olmaları halinde olanaklıdır. Mahkemece taşınmazın belediye veya mücavir alan sınırları içinde olup olmadığı araştırılmamış olmakla birlikte salt belediye hizmetlerinden yararlanmadığının belirlenmiş olması dahi arsa niteliğinde olduğunun kabulünü olanaksız kılmakta ve arazi niteliğiyle değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Bu yön dikkate alınmadan taşınmazın arsa niteliğinde kabulü,
2-) Öte yandan; hükme esas alınmamış olmakla birlikte, taşınmazı arazi olarak değerlendiren bilirkişi kurulu raporunda:
a-) Kamulaştırma Yasası'nın 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca değerlendirmenin kamulaştırma belgelerinin mahkemeye verildiği 11.09.2003 tarihi esas alınmak suretiyle yapılması gerekirken, daha sonraki bir tarihin esas alınması,
b-) Aynı bölgeden Yargıtay'a intikal eden dava dosyalarında sulu taşınmazlarda kapitalizasyon faizinin %5 olarak uygulandığı dikkate alınmadan %4 oranı ile değerlendirme yapılması,
c-) Bilirkişi kurulunca uygulanan münavebe sistemi ile ürünlere ilişkin dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg başına ortalama satış fiyatlarına ilişkin veri cetvelinin tarım il müdürlüğünden getirtilip raporun bu resmi verilere uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
d-) Taşınmazın zemini üzerinde yer aldığı belirlenen zeytin fidanları için sökme-taşıma bedeli hesaplanıp hükmedilmesi gerektiğinin göz önünde tutulmaması,
3-) Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve tescil davasının niteliğine göre avukatlık ücreti ile karar harcının maktu tarifeler üzerinden hesaplanması ve harcın diğer yargılama giderleriyle birlikte davacı idareye yükletilmesi ve kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı taraf yararına da maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Şu halde mahkemece, yukarıda açıklanan (1) Nolu bozma uyarınca dava konusu taşınmazın arsa değil, tarım arazisi olduğunun kabulü ile bu niteliğine göre 2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinde (özellikle maddenin f bendinde) gösterilen esaslar çerçevesinde kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi, bu bağlamda öncelikle (2) Nolu bozmanın (c) bendinde belirtilen veri listesinin ilgili kurumdan getirtilmesinden sonra bilirkişilerden (a), (b) ve (d) bentlerinde değinilen hususları da göz önünde bulunduran ek rapor alınması, raporların bozma gereklerine uygunluğunun denetlenmesi ve oluşacak sonuca göre (3) Nolu bozma da dikkate alınarak- hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 29.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy