(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ve % 40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı yönetim davalının 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerinin payına düşen 2002 yılının ilk 7 ayına ilişkin aidat ve onarım gideri olan toplam 845.000.000 TL'sini ödemediğini ileri sürerek yaptığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine bu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulü ile 42.461.000 TL. asıl alacak yönünden itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına, ayrıca kabul ve red edilen miktarlar üzerinden ise taraflar lehine %40 icra tazminatına hükmedilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Davaya konu edilen alacakla ilgili icra takip dosyası incelendiğinde, davalının icra takibine 30.7.2002 tarihinde itiraz etmesi üzerine davacının asliye hukuk mahkemesine 5.9.2002 tarihli dilekçe ile itirazın iptali davası açtığı bu davanın 19.6.2003 gün ve 2002/734 Esas-2003/426 K.sayılı kararla görevsizlik kararı verildiği davacı tarafın HUMK'nun 193. maddesinde öngörülen 10 günlük süre geçtikten sonra 3.11.2003 günlü dilekçeyle görevli sulh hukuk mahkemesine itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında davacının dilekçesinin görevli mahkemeye HUMK'nun 193. maddesinde öngörülen 10 günlük süre içerisinde vermediğinden görevsiz mahkemede açılmış bulunan itirazın iptali davasının açılmamış sayılacağı ve dolayısıyla davalının itirazının alacaklıya tebliğ tarihi ile sulh hukuk mahkemesine verilen dilekçe tarihi arasında İcra İflas Yasası'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin geçtiği gözetilerek davaya alacak davası olarak bakılıp sonuçlandırılması gerekirken itirazın iptali davası olarak nitelendirilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy