(4721 S. K. m. 2, 683) (634 S. K. m. 35, 42, 43)
Dava: Dava dilekçesinde kömürlüğe yapılan müdahalenin önlenmesi ve yapılan tesisin kal'i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, kat mülkiyetli anayapıdaki ferdi ısınmanın merkezi sisteme dönüştürülmesine ilişkin kat malikleri kurulu kararına dayanılarak davacının bağımsız bölümünün eklentisi olan kömürlüğünden kalorifer borularının geçirilmesi suretiyle yapılan müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davacı dışındaki tüm kat maliklerinin Kat Mülkiyeti Yasasının 42 ve 43. maddeleri hükümleri çerçevesinde verdikleri ve ferdi ısınma sisteminin merkezi ısınmaya dönüştürülmesine dair bulunan kararı gereği olarak, davacıya ait kömürlükten kalorifer borularının geçirilmesinin, davacının bu yeri kullanmasına engel teşkil etmediği, sadece hareket serbestisini kısıtladığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı, böyle bir durumda davacının tesisat tamamlandıktan sonra kömürlüğündeki boruların kaldırılmasını istemesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olup Türk Medeni Kanununun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına hukuki dayanak alınıp Kat Mülkiyeti Yasası'nın 42 ve 43. maddelerinde öngörülen faydalı değişiklikler, anagayrimenkulün ortak yerlerinde yapılması söz konusu olabilecek hususlara münhasırdır. Bu maddeler uyarınca, ortak yerlerde yapılacak yenilik ve ilaveler için kat malikleri kurulunca; özel mülkiyete konu olan (md.3, 15) bağımsız bölümler ile bağımsız bölümün bütünleyici parçası sayılan (md 6) ve o bölümün malikinin tek başına mülkiyetinde olan eklentilere de müdahaleye neden olacak nitelikte karar alınamaz.
Somut olayda, tapu kaydında davacının bağımsız bölümünün eklentisi olan kömürlükten davacı malikin yazılı muvafakatı sağlanmadan kalorifer tesisatı borularının geçirilmesi, özel mülkiyete el atma niteliğinde olup, böyle bir müdahaleyi kat malikleri kurulu kararı ile meşru kılmak mümkün değildir. Mülkiyet hakkına yapılacak böyle bir müdahalenin önlenmesini istemek, malikin Anayasal ve yasal hakkı olup, bu hakkın geç kullanılması ya da müdahalenin zarar verici nitelikte bulunmaması hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez.
Bu bakımdan, davacının davada iyiniyetli olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan;
Davacının kömürlüğünden kalorifer tesisatı borularının geçirilmesi kat malikleri kurulunun 31.1.2003 günlü kararına dayandığından, davalı gösterilen yönetici de, Kat Mülkiyeti Yasasının 35.maddesinin (a) bendi uyarınca kat malikleri kurulunun verdiği bu kararı yerine getirmekle görevli bulunduğundan, tüzel kişiliği olmayan yöneticiliğe husumet yöneltilemez. Böyle bir davanın davacının özel mülkiyetinde olan eklentiye müdahaleyi de gerektiren kararı alan kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekir.
Dosyada tüm kat maliklerini gösteren tapu kaydı mevcut olmamakla birlikte yönetici dışında sözü edilen karara olumlu oyu ile katılan ve getirtilecek tapu kaydına göre kat maliki olduğu anlaşılanların tümünün davaya dahil edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy