(4721 S. K. m. 101, 113) (5072 S. K. m. 2, Geç. m. 1, Geç. m. 2)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, İstanbul Üniversitesi Araştırma ve Yardım Vakfı senedinde 5072 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan değişikliklerin tescili istenilmiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla gerektirici yasal nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- 5072 sayılı Yasanın "Temel ilkeler" başlığını taşıyan 2. maddesinin "vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz" kuralına yer veren ( a ) bendi ve "kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak vakıf organlarında görev alamaz" hükmünü içeren ( d ) bendi uyarınca vakfın kuruluş senedinin 1. maddesinde adı "Şişli Etfal Hastanesi Vakfı" iken, "Şişli Sağlık ve Eğitim Vakfı" olarak değiştirilmiş; ayrıca senedin 7. maddesine göre Vakıf Genel Kurulunun Şişli Etfal Hastanesi Vakfı kurucu üyeleri, görevleri süresince hastane başhekimi, mevcut ve kurulacak kliniklerin şefleri, müstakil bölüm başkanları; klinik ve bağımsız bölümlerde çalışanların kendi aralarında seçtikleri birer kişi, hastane müdürü, döner sermaye saymanı, başhemşire, Hastane Yardım Derneği tüzel kişiliğince üyeleri arasından seçeceği bir kişi ile İstanbul Tabip Odasının Şişli Etfal Hastanesi temsilcilerinden beş kişiden oluşacağı hükme bağlanmış iken, yapılan yeni düzenleme ile kurulun adı mütevelli heyet olarak ve kurulda görev alanların görev unvanları kaldırılarak yerine bu kamu görevlilerinin doğrudan adları yazılmak suretiyle sabit hale getirilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan vakfın kuruluş senedine yansıyan kurucu iradenin yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- olduğu gibi korunması ve sürdürülmesidir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere 5072 Sayılı Yasanın 2. maddesinin ( a ) ve ( d ) bentleri uyarınca kuruluş senedinde vakfın adını içeren 1. ve yönetim kurulunun oluşumunu düzenleyen 7. maddelerinde yapılan değişiklikler mahkemece tescil edilmiş ise de -karar tarihinden sonra temyiz incelemesi aşamasında- 21.09.2004 günü yürürlüğe giren 5234 Sayılı Yasanın 24. maddesi ve 5072 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde öngörülen süre 31.12.2005 tarihine kadar uzatılmış ve eklenen geçici 2. maddede 5072 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili almış oldukları isimler ile senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklı tutulmuştur. Dava konusu vakıf, anılan yasanın yürürlük tarihinden önce kurulduğu cihetle, kuruluş senedindeki adını ve kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanma hakkının saklı olduğunun kabulü gerekir. Makam unvanı yerine, salt kamu görevlisinin adının yazılması durumunda bu kişi ( örneğin Hastane Başhekimi ya da klinik şefleri ) temsil ettiği kamu görevinden ayrılmış olsa da Genel Kurul üyeliği devam edecek, yerine atanan kişi vakıfta görev alamayacak, bu bağlamda Genel Kurul üyeliği ömür boyu sürecek, sonuç itibarıyla böyle bir düzenleme kurucu iradeye aykırı düşecektir. Oysa kurucu irade, vakfın adını "Şişli Etfal Hastanesi Vakfı" olarak belirlemiş ve Genel Kurul oluşumunda kişiyi değil, görev unvanını esas almıştır. 5072 Sayılı Yasaya 5234 sayılı Yasayla eklenen geçici 2. madde hükmü de bu amaçla düzenlenmiş bulunmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle vakıf senedinin 1. ve 7. maddelerinde yapılan sözkonusu değişikliklerin tesciline ilişkin davanın kabulü,
2- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amaç doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfeden tarafından kuruluş senedinde belirlenen vakfın amaç ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı, geçen zaman içinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Türk Medeni Kanunun 113. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26. maddeleri, vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı vakfedenin vakıf senedinde belirttiği isteğine açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, amacın değiştirilmesi için yetkili asliye mahkemesine başvurulacağını hükme bağlamış olup, burada ölçü vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma gelmesidir. Amacın değiştirilebilmesi için objektif ve subjektif koşulların birlikte oluşması gerekir. Objektif koşullar bakımından amacın anlam ve içeriğini yitirmesine, subjektif koşullar bakımından da değişmiş olan amacın artık vakfedenin isteğiyle bağdaşmasına olanak bulunmamasına bağlıdır. Ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi durumunda, vakfın amacı, vakfedenin asıl amacına aykırı olmamak kaydıyla, vakıf yönetim organının veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurusu üzerine yetkili asliye mahkemesince değiştirilir.
Somut olayda; tescil edilmiş Şişli Etfal Hastanesi Vakfına ait Senedin 4. maddesinin ( b ) fıkrasında, sağlıkta çağdaş düzeye yükselebilmek için hastanenin onarılması genişletilmesi ve modernleştirilmesini sağlamak şeklinde münhasıran adını aldığı hastane gözetilerek düzenlenmiş olan amacın değiştirilmesi ve genişletilmesi sonucunu doğuracak nitelikte, vakfın hastaneler ile diğer sağlık kurumlarının onarılması, genişletilmesi ve modernleşmesi için imkanları ölçüsünde yardımda bulunmayı; yine aynı maddenin ( d ) fıkrasında amaçlar arasında çevre sağlığı konusunda çalışma bulunmadığı halde sözü edilen fıkraya bu kanunun da amaçlar arasına almayı hedefleyen değişikliklerin tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece; vakıf senedine eklenmek suretiyle yapılan düzenlemelerin vakfedenin kuruluş sırasında bizzat belirlediği amacın genişletilmesi ve değiştirilmesi sonucunu doğuracak biçimde iradesine aykırılık oluşturduğu gözetilmeden ve Türk Medeni Kanununun 113. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 26. maddelerinde öngörüldüğü üzere, mevcut durum ve koşullarda vakıf senedindeki amacın genişletilmesi veya değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan herhangi bir gelişme ve buna bağlı olarak vakfedenin isteklerine açıkça uymayacak hallerin varlığı ileri sürülmediği gibi vakfın değiştirilen amacına uygun olarak gelirinde herhangi bir artış olup olmadığı hususu da araştırılmadan amacın genişletilip değiştirilmesi niteliğindeki bu hükümlerin aksi düşüncelerle uygun bulunarak tesciline karar verilmesi,
3- Vakıf Senedinin 7. maddesinin ( A ) bölümünde mütevelli heyeti oluşturacak üyeler sayılırken ( Ek Liste 1 )'de vakıf kurucular kurulu üyeleri belirtildiği halde senet ekinde böyle bir listenin bulunmaması,
4- Vakıf senedinin 7. maddesinde yapılan değişiklik ile vakfın organları arasında bulunan "Genel Kurul" çıkartılarak yerine "Mütevelli Heyet" konulmuş ise de, bu maddenin gönderme yaptığı senet sonundaki ( Ek Liste 2 ) de "Genel Kurul Üyeleri" başlığının ve 12. maddede "Genel Kurul" ibaresinin bulunması,
5- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, vakıflarda üyelik söz konusu olmayacağından; değişiklik senedinin 7. maddesinin ( A ) bölümünde mütevelli heyetinin gönderme yapılan ( Ek Liste 2 ) de adı geçen kişilerden oluşacağı belirtilmiş olup bunların vakıf senedinin 7. maddesinin eski haline göre belirlenmiş kişi sayısı kadar üyeden meydana gelmesi gerektiğinden, Yargıtay'ında denetimine imkan sağlayacak şekilde halen yürürlükte bulunan senede göre genel kurula katılan üyelerin belirtilmemiş olması,
6- Değişiklikten önceki senedin 12. maddesinde vakfın dağılma ve tasfiyesi halinde, vakfa ait bütün mal ve hakların İstanbul Çocuk Hastanesi Yardım Derneğine bu dernek dağılmış ise Türk Kızılay Derneğine devredileceği belirtildiği ve kurucu iradenin de kuruluş sırasında bu şekilde oluşmasına rağmen haklı bir neden de gösterilmeden bu kurucu iradeye aykırı olarak vakfın dağılması ve tasfiyesi halinde bütün mal ve hakların genel kurul tarafından belirlenecek aynı amaca matuf bir başka vakfa veya derneğe devredileceğine ilişkin senet değişikliğinin kabulü,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy