(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 87) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde kat irtifaklı ana taşınmazda yedi ayrı bağımsız bölüm maliki olan davalının, ortak gider aidatı borcunu ödememesinden dolayı hakkında yürütülen icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, yasal faizle birlikte ayrıca icra inkar tazminatına da hükmedilmesine karar verilmesini istemiş; mahkemece, düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı, dava konusu ana taşınmazda birden çok bağımsız bölüme malik bulunmaktadır. Yargılama sırasında dava konusu alacakla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunda; icra dosyasında yer alan makbuzların bedellerinin ödendiği ve makbuz asıllarının davalıya teslim edilmediği yönündeki bilirkişinin görüşü bir varsayıma dayanmakta, bu görüşü destekler nitelikte hiçbir kanıt dosyada bulunmamaktadır. İcra dosyası içinde bulunan ve takibe dayanak teşkil eden makbuzların bedelleri davalı tarafından ödenmiş olsaydı bunların mutlaka davalının elinde olması gerekirdi. Makbuzların üzerinde yazılı olduğu iddia edilen ödeme şerhinin, bedelin tahsilinden ve borçluya teslim edilmesinden sonra hüküm ifade edeceği kuşkusuzdur. Öte yandan Borçlar Yasası'nın 87. maddesi; borcunu ödeyen borçluya, yaptığı ödemeye karşılık alacaklıdan makbuz istemek hakkını vermiştir. Borçlu, ortak gider aidatı borcunu makbuz almadan ödediğini de ileri sürmemiştir. Kaldı ki borçlunun bu yöndeki soyut beyanının bir anlam ifade etmesi için bu tür bir iddianın ayrıca kanıtlanması gerekir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda davalıya ait borcun aidat ve avansa ilişkin olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy