(1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ise de, davalı A. Turhan'ın duruşma isteminin, vekilin vazgeçmesi nedeniyle reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 10, 16 ve 96 parsel sayılı sırasıyla, 57172m2, 56922m2 ve 16477m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacı İsmail ve A. Doğan tarafından davalı H. H. Cebeci, H. Turan ve K. Cebeci aleyhine açılan tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil davaları görevsizlik kararlarıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Dava dosyaları daha sonra davalar birleştirilmiştir. Hazine başka tapu kaydına dayanarak 10 ve 16 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açılan davalara katılmıştır. Mahkemece A. ve İsmail Doğan mirasçılarının davasının reddine, hazinenin davasının kısmen kabulüne, 103 ada 10 ve 96 parsel sayılı taşınmazların K. Cebeci 103 ada 16 parsel sayılı taşınmazın hazine adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm H. H. Cebeci mirasçısı Durmuş Cebeci, davalı H. oğlu A. Turhan ile davaya katılan hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'nin 96 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava ve temyize konu 96 parsel sayılı taşınmazın H. H. Cebeci mirasçısı davalı K. Cebeci'nin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca sözü edilen 96 parsel sayılı taşınmaz üzerinde hükmü temyiz eden davalı H. H. Cebeci mirasçısı Durmuş Cebeci'nin kayda dayalı bir hakkının bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen gerekçelere göre H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 96 parsel sayılı taşınmazla ilgili aleyhindeki hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 9.12 YTL harcın H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'den alınmasına,
2- Davalı, H. Turan mirasçısı A. Turan'ın 16 parsel sayılı taşımazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava ve temyize konu 16 parsel sayılı taşınmazın katılan davacı hazinenin tutunduğu Aralık 1959 tarih 195 sayılı tapu kaydının iptali sonucunda oluşan 29.7.1982 tarih 14 sayılı tapu kaydı ile davalı H. Turan'ın dayandığı hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucunda oluşan 21.12.1967 tarih 64 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı tutunulan tapu kayıtlarının iç içe girdiği, bir başka deyişle, örtüştüğü mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Kural olarak, tapu kayıtlarının iç içe girmesi, bir başka deyişle tedahül etmesi, bir başka anlatımla örtüşmesi halinde, önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen tapu kaydına değer verilmesi zorunludur. Ne var ki somut olayda katılan davacı hazinenin dayandığı 29.7.1982 tarih 14 sayılı tapu kaydı A. Turhan'ın miras bırakanı H. Turhan'ın taraf olduğu tapu iptali ve tescil davası sonucunda oluşmuştur. Hal böyle olunca yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün varlığının kabulü gerekir. Kesin hükmün kural olarak akdi ve irsi haleflerini de bağlayacağı dikkate alındığında H. Turhan mirasçısı A. Turhan'ı bağlayacağı kuşkusuzdur. Öte yandan davalı A. Turan'ın dayandığı 21.12.1967 tarih 64 sayılı tapu kaydı ise hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucunda oluştuğu, sözü edilen tapu kaydının temelini oluşturan hükmünde aynı nedenlerle hazineyi de bağlayacağı kuşkusuzdur. Daha açık bir anlatımla somut olayda hazine aleyhinde de kesin hüküm vardır.
Dayanılan kesin hükümlerden birinin usulün 445/10 maddesi hükmüne dayalı olarak açılan yargılamanın iadesi davası sonucunda iptal edildiği, bu doğrultuda verilen hükmün kesinleştiği öne sürülüp bu hukuksal olgu somut olayda kanıtlanmamıştır. Hal böyle olunca dosya içeriğine göre mahkeme hükmüyle iptal edildiği öne sürülüp kanıtlanmayan iki kesin hüküm karşı karşıya gelmiştir. Bu durumda sonraki günlü kesin hükme değer verilmesi zorunludur. Kural olarak kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşuludur. Hal böyle olunca davalı H. Turhan mirasçısı A. Turhan'ın dayandığı tapu kaydı gerçeği yansıtmayan yolsuz sicil niteliğindedir. Bu nedenlerle sözü edilen tapu kaydının hukuksal bir değeri bulunmamaktadır.
Mahkemece hazine tapusuna değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı H. Turhan mirasçısı A. Turan'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 16 parsel sayılı taşınmazla ilgili aleyhindeki hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 2.70 YTL harcın hükmü temyiz eden davalı H. Turhan mirasçısı A. Turhan'dan alınmasına,
3- Katılan davacı hazine ile davalı H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'nin 10 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Dava ve temyize konu 10 parsel sayılı taşınmazın katılan davacı hazinenin tutunduğu Aralık 1959 tarih 71 sayılı tapu kaydının kapsamında kalmadığı, hazinenin tahsis ve temlikiyle oluşan davalı H. H. Cebeci'nin tutunduğu 15.12.1959 tarih 185 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre katılan davacı hazinenin 10 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Davalı H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'nin temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyize konu 10 parsel sayılı taşınmazın hazinenin tahsis ve temlikiyle davalı H. H. Cebeci adına oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı ve adı geçenin yargılama sırasında vefat ettiği dikkate alındığında, mirasçısı olduğu saptanan K. Cebeci dışında kalan mirasçılarının da davada taraf olmaları zorunludur. Mahkemece bu olgu dikkate alınarak dava ve temyize konu 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden davada yöntemine uygun şekilde taraf koşulunun oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece sağılıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı H. H. Cebeci mirasçısı K. Cebeci dışında kalan mirasçıların kimlikleri, H. H. Cebeci'nin mirasçılarının tümünü gösterecek şekilde ilgili nüfus müdürlüğünden onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek ve tebliğe elverişli adresleri zabıta aracılığıyla belirlenmeli, adı geçenlere dava dilekçesi ve duruşma günü, yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla davada taraf koşulu oluşturulmalı, adı geçenler yargılamaya geldiklerinde, kendilerinden davaya karşı diyecekleri, delilleri ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece 10 parsel sayılı taşınmaza yönelen davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulu oluşturulmaksızın 10 parsel sayılı taşınmaz hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı H. H. Cebeci mirasçısı D. Cebeci'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 18.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy