(2942 S. K. m. 11) (3194 S. K. m. 17, 18) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanunu'nun 4650 S. Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1- 2942 S. Kanunun 4650 S. Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, arsa niteliğindeki taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırma (değerlendirme) gününden önceki özel amacı olmayan arsa satışlarının emsal alınması gerekir. Bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaza 278 ada 61 parsel s. ve 55,50 m2 yüzölçümlü arsa satışı emsal alınmış olup, dosyadaki kayıtlara göre bu (61 nolu) parsel yol artığı olarak tapuya tescil edilmiş, emsal sayılan satışı sonrasında da bitişiğindeki 60 no.lu parselle tevhit edilerek 63 no.lu parsele gitmiştir.
3194 S. İmar Kanunu'nun 17. maddesi hükmüne göre, belediye veya valilik, imar planlarının uygulanması sonucu artan ve müstakil inşaata elverişli olmayan parçaları, bitişiğindeki arsa veya bina sahibine bedel takdiri suretiyle satmak, komşu taşınmaz sahibi takdir edilen bedelle satın almaktan imtina ederse bunları ortaklaştırıp satmak suretiyle imar planına uygunluğunu temin eder. Bu madde hükmünden de anlaşıldığı üzere, imar uygulaması sonucu artan parçaların satış değerleri tarafların (özellikle taşınmaz mal sahiplerinin) rızası ile değil, doğrudan belediyece tek yanlı olarak belirlenip takdir edildiğinden, böyle bir satış 2942 S. Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin (g) bendinde öngörülen nitelikte bir satış olarak kabul edilemez. Somut olayda 61 parsel s. (yol artığı) arsa parçası da bu özellikte olduğundan, bilirkişi kurulunca bunun satışının dava konusu taşınmaza emsal alınıp, buna göre kamulaştırma bedelinin tesbit edilmiş olması doğru değildir.
Saptanan bu durum karşısında mahkemece, re'sen ve/veya taraflarca gösterilecek emsal arsa satışlarına ait kayıtların tapu sicil müdürlüğünden getirtilmesinden sonra bu emsallere göre değerlendirme yapıp, 2942 S. Kanunun 11. maddesinde öngörülen esaslar doğrultusunda dava konusu taşınmazın değerini tespit eden bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerekir.
Öte yandan kabule göre de;
2- Bilirkişi kurulunun somut emsal aldığı taşınmaz ile kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle emlak vergisine esas olan asgari arsa m2 birim değerleri birbirine eşit olduğu durumda bilirkişi kurulu tarafından bu orandan fahiş ölçüde uzaklaşılarak kamulaştırılan taşınmazın emsalden 4 kat üstün değerde olduğunun kabulüyle fazla bedel belirlenmiş olması,
3- Kadastro parseli niteliğinde olan dava konusu taşınmaz için İmar parseli niteliğinde olduğu anlaşılan emsal taşınmaz ile yapılan karşılaştırma sonucu belirlenen değerinden İmar Kanunu'nun 18. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemiş olması da,
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy