(4721 S. K. m. 684)
Dava: Dava dilekçesinde taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar S. ve F. K. tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Bilirkişi raporuna göre, anataşınmaz üzerinde 64,18 m2 yüzölçümünde eczane, 61,76 m2 yüzölçümünde minibüs yazıhanesi ve kahvehane, 85,91 m2 yüzölçümünde lokanta ve lokal mevcut olup taşınmazda 4 paydaş bulunmaktadır. Paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle her paydaşa bir bağımsız bölüm düşmediği gibi ana yapıya ait inşaat ve yapı kullanma izin belgesi de olmadığından dava konusu taşınmaz kat mülkiyeti kurulmasına elverişli değildir. Bu nedenle mahkemece taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesi gerektiği sonucuna varılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi gereken taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar Türk Medeni Kanunun 684. maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçası sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilecektir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o tabirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekecektir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerleri tespit edilecek ve bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanacak, bulunan değer, muhdesatın ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata, ne kadarının arza isabet ettiği belirlenecektir. Satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar göz önünde tutularak muhdesata isabet eden kısım sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilecektir.
Muhdesatın bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh yoksa veya bu hususta paydaşların ittifakı söz konusu değilse, mahkemece iddia sahiplerine ilgili mahkemeye dava açarak muhdesatın kendilerine aidiyeti konusunda kesinleşmiş mahkeme kararı getirmeleri için süre verilerek o dava sonucu beklenmelidir.
Somut olayda davalılar, dava konusu taşınmazın daha önce fiilen taksim edilerek kendilerine düşen kısımlara bina yaptıklarını iddia ettiklerine göre, mahkemenin bu konuda tarafların ittifakını araması, savunma taraflarca kabul görmediği takdirde ilgiliye süre verilerek, müşterek mülkiyet şeklinde tasarruf edilen taşınmazda bulunan binaların kimler tarafından yapıldığının tespit edilmesi, sonrada yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda dağıtılacak paylara uygulanacak oranları belirlemesi ve bu oranlara göre karar vermesi gerekir.
Bu hususlar dikkate alınmadan, taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonunda elde edilecek bedelin paylar oranında dağıtımına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle verinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy