(7201 S. K. m. 21, 32, Ek m. 1) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 30, 51)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yerlere müdahalenin önlenmesi ve eski hale iade istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili ve dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ortak yerlere el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davaya dahil edilen Yalçın Gürgenoğlu davaya cevap vermediği gibi yargılamanın hiçbir aşamasına da bizzat veya vekili marifetiyle katılmamıştır.
Mahkemece dahili davalının yokluğunda yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dahili davalı temyiz dilekçesinde dava dilekçesinin kendisine ulaşmadığını ve yöntemince yapılmış bir tebligat bulunmadığını ve bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dosyada bulunan tebliğ belgesi üzerinde yapılan incelemede dava dilekçesinin dahili davalıya tebliği işleminin dahili davalının paylı olarak mülkiyetinde olup davalılardan Murat Güngör'ün kiracı olarak kullanımında olan bağımsız bölüm adresine, çıkartıldığı ve tebliğ memuru tarafından tebliğ belgesinin arkasına, tebligat anında muhatabına rastlanmadığı, işte olduğu yazıldıktan sonra Tebligat Kanununun 21. maddesi hükmüne dayanılarak muhtara tebliğ edilip komşusuna haber verildiği ancak muhtarın isim ve imzasının ve komşunun imzasının alınmadığı anlaşılmaktadır.
Tebligat Yasasının 21. ve Tüzüğün 28. maddeleri hükümleri uyarınca yapılacak tebliğlerde muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini, anılan tüzük maddesinde gösterilen bilmesi muhtemel kişilerden soruşturup beyanlarını tebliğ tutanağına yazarak altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir. Bu soruşturmada, muhatap veya onun yerine tebliğ yapılabilecek kimseler o adreste oturdukları ancak tebliğin yapılacağı sırada orada bulunmadıklarının saptanması durumunda Tüzüğün 30. maddesine göre tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya meclis azasından birine veyahut zabıta memuru veya amirine imza karşılığında teslim edip, düzenleyeceği ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırarak durumu muhatabına duyurması için en yakın komşularından birine ismini ve imzasını alarak bildirecektir.
Yukarıda açıklandığı üzere somut olayda dava dilekçesinin tebliğine dair evrakta gösterilen adreste muhatabın bulunmaması üzerine, evrakın teslim edildiği muhtarın ismi ve imzası ile haberdar edilen komşunun imzası alınmamış olduğundan bu tebligat geçersizdir. Tebligat Yasasının 32. ve Tüzüğün 51. maddelerine göre bu geçersiz tebligata muhatabın muttali olması da söz konusu değildir. Tebligat Yasasının Ek 1. maddesi gerekleri de yerine getirilmemiştir.
Kaldı ki tebligat adı geçenin maliki olduğu ve kiracısının oturduğu konuta çıkartıldığına göre Tebligat Yasasının Ek 1. maddesi gereğince tebligatın o kişiye ait bağımsız bölümde fiilen oturana yapılması, tebligatın bir örneğinin apartman girişinde bulundurulacak ilan tahtasına asılması gerekir.
Bu durumda dahili davalıya yöntemince dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip davada savunma hakkını kullanmasına olanak tanınmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy