(6830 S. K. m. 11, 16) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Dava dilekçesinde 6830 Sayılı İstimlak Kanunu hükümlerine dayalı olarak tespit ve tapu siciline şerh istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı vekili Av. M. Koray Barkal ile davacı vekili Av. Armağan Örücü geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 6830 Sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca 443 parsel sayılı taşınmazın niteliklerinin tespiti ile davacı idare lehine tapu kaydına şerh verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına şerh verilmesine ve tescile hükmedilmiştir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden, davanın açıldığı ve kararın verildiği tarih itibari ile yasal dayanağını oluşturan 6830 Sayılı Yasanın 16. maddesi hükmü uyarınca mahkemece dava konusu taşınmazın anılan yasanın 11. maddesinde yazılı olduğu biçimde kıymet takdirine esas olan tüm niteliklerinin tespit edildiği ve takdir olunan değerinin sınırlamasız ve koşulsuz olarak bankaya yatırılıp, makbuzunun dosyaya konulduğu, böylece yasada öngörülen koşulların yerine getirilmiş bulunduğu, mahkemece dava konusu taşınmazın şerh ve tesciline 4.4.1977 tarihinde karar verildiği, hükmün davacıya 3.3.2005, davalı tarafa 15.3.2005 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarda açıklanan olgular gözönünde bulundurulduğunda;
1- Taşınmaz malın mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda dava zaman aşımının söz konusu olmaması ve ayrıca davanın niteliği gereği idarece, acele elkonulmak istenen taşınmazın kamulaştırma evrakının mal sahibine tebliğinin zorunlu bulunmaması nedeniyle davalı yanın kararın zaman aşımına uğradığı ve kamulaştırma evrakının kendilerine davadan önce tebliğ edilmediği ile diğer hususlara ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince,
HUMK'nun 388/son ve 389. maddesi uyarınca kararın hükmün sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Sonuç: Somut olayda mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında dava konusu 443 parsel sayılı taşınmazın 6830 sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince şerh ve tesciline denilmekle yetinilmiş, ancak taşınmazın kimin adına tescil edileceği açıkça yazılmamış, böylece anılan yasa hükmüne uygun düşmeyecek ve dolayısıyla infazda şüphe ve duraksamaya yer verecek biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ise de; bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın hüküm fıkrasının 3. satırındaki ŞERH VE sözcüklerinden sonra gelmek üzere dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 400,00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy