(2942 S. K. m. 8, 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dava konusu taşınmazın açık tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değer biçilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
2942 Sayılı Yasanın kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarını düzenleyen 11. maddesinin 1. fıkrasının f bendi uyarınca arazilerde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin esas tutularak değeri etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurları da gözönünde tutulmak suretiyle gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değeri tespit edilecektir. Buna göre taşınmaz malın getireceği net gelirin hesaplanmasında bilirkişilerce münavebeye alınan ürünlerin değerlendirme yılı itibariyle dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kilogram başına ortalama satış fiyatları esas alınıp bulunan değere taşınmazın sulu olması özelliği de gözetilerek %5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle ve ayrıca değeri etkileyen unsurlarda gözönünde tutularak kamulaştırma bedeli tespit edilecektir.
Somut olayda bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilen veri cetvellerinde yazılı ortalama değerlerinin esas alındığı ve buna göre bulunan TL/m2 net gelir üzerinden %5 kapitalizasyon faiz oranının uygulanması suretiyle taşınmazın değerinin hesaplanmış olması doğru ise de bilirkişi kurulu raporunda objektif artışa esas alınan unsurların niteliği gereği taşınmazda en fazla %25 oranında bir değer artışı sağladığı gözetilmeden (aynı bilirkişinin ilk raporunda da bu artışın %10 oranında alındığı halde aradaki çelişki de giderilmeden) bilirkişi kurulu ek raporunda objektif artış oranının %50 alınması, ayrıca kıymet takdir komisyonunca Yasanın 8.maddesi uyarınca belirlediği değerin tarafları ve mahkemeyi bağlamayacağı dolayısıyla bu bedel tespiti davasında bir ölçü kabul edilemeyeceği düşünülmeden, bilirkişi kurulunca saptanan değer yerine kıymet takdir komisyonunun belirlediği bedel üzerinden hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy