(4721 S. K. m. 103) (1086 S. K. m. 161)
Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü ve müdahil M. tarafından temyiz edilmiş, bu istemin mahkemece reddedilmesi üzerine ret kararı da Vakıflar Genel Müdürlüğü ve müdahil M. tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 103. maddesinin birinci fıkrasında, mahkemenin verdiği kararın tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebileceği hükme bağlanmış olup, mahkemenin kararı Vakıflar Genel Müdürlüğüne 3.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiş 3.6.2004 tarihinde de temyiz edilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 161. maddesinin ikinci fıkrasına göre Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyizi süresinde yapıldığından ve müdahale talebinin reddine ilişkin mahkeme kararının temyizi mümkün bulunduğundan; mahkemece Vakıflar Genel Müdürlüğü ve müdahil M.'in süresindeki temyiz taleplerinin reddi doğru bulunmadığından temyiz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 103. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 5. maddeleri dikkate alındığında, gerek vakfın tescil istemini gerekse vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescilini içeren başvuru bir dava niteliğinde olmadığı gibi üçüncü kişilerin böyle bir yargılamada davaya müdahil olarak katılmaları da mümkün değildir. Gerçekten Türk Medeni Kanunun 103. maddesi hükmü incelendiğinde, sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü mahkemece verilen tescil kararının tebliği üzerine bir ay içerisinde ancak temyiz yoluna başvurabilecek iken; kendilerini ilgili olarak gören kişilerin dava niteliğinde olmayan böyle bir çekişmesiz kazai işleme müdahil olarak katılmaları da söz konusu olamaz. Sözü edilen Tüzüğün 5. maddesinin 5. fıkrasına göre, mahkeme esas itibariyle evrak üzerinde karar vermek durumunda olup, gereken hallerde vakfedeni ve diğer ilgilileri de bu inceleme sırasında dinleyebilir ise de, mahkemenin böyle bir yola gitmesi, "ilgililer" deyimi kapsamında olan kişilere, menfaatleri haleldar olduğu gerekçesi ile vakfın senedinin değiştirilmesine karşı çıkmaları ve davanın kabulüne karar verilmesi halinde de temyiz yoluna başvurmaları hakkını vermez. İlgililerin yargılamada dinlenmeleri, vakfın senet değişikliğinin tesciline ilişkin işlemin mahkemece değerlendirilmesine yönelik olup, çekişmesiz kaza işlemi niteliğindeki bu tescilde bu kişilerin taraf olmalarını gerektirmez. Vakıf senedindeki değişiklik sebebiyle hukuki menfaatleri ihlal edildiği kanısında olanların yasada öngörülen hukuki yollara başvurabilecekleri tabiidir.
Bu durumda, mahkemece davaya müdahale etmek isteyen M. Sait Güven'in müdahale talebinin reddine ilişkin kararı doğrudur.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün temyizine gelince:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla gerektirici yasal nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Vakıf Senedinin Kurucu Üyeler başlığını taşıyan 33. maddesinde, vakıf kurucu üyeleri ile vakıf kurullarının asil üyeliklerine üst üste üç defa seçilenlerin (vakıftan emekli olsalar dahi) vaktin tabii üyesi olacağı, tüm haklardan yararlanacağı ve genel kurula temsilci olarak katılabilecekleri hükme bağlanmış, genel kurulun oluşumunu düzenleyen 7. maddesinde de aynı hususlar tekrarlanmışken yeni düzenleme ile kurucu üyelere üst üste üç defa vakıf organlarında görev almaları halinde tanınan genel kurul tabii üyeliği ve genel kurula temsilci olarak katılabilme hakkı kaldırılarak senet değişikliğine gidildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan kuruluş iradesinin yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla korunması ve olduğu gibi sürdürülmesidir. Senedin istem gibi değiştirilmesi halinde, vakfı kurmak ve üst üste üç defa vakıf organlarında görev almak suretiyle vakfa hizmeti geçenlere tanınan genel kurula tabii üye olarak doğrudan katılma hakları ellerinden alınacak, bu durum da kurucu iradeye aykırı olacaktır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, vakıf senedinin 7. ve 33.maddelerinde yer alan genel kurula doğrudan katılacak tabii üyelerle ilgili yapılan değişikliklerin tescili doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.9.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy