(2942 S. K. m. 10, 11) (Arsa Sayılacak Parsellenmemiş Arazi Hakkında Karar m. 1)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: 1- Mahkemece dava konusu taşınmazın yerinde bir kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi kurulunca taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile buna göre kamulaştırma bedelinin tespit edilmiş olması isabetli değildir.
Şöyle ki;
Bakanlar Kurulu'nun 28.02.1983 gün ve 1983/6122 Sayılı Kararnamesinin 1. maddesinin (b) bendi uyarınca belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen meskun halde bulunan (çevresi meskun olan) ve belediyenin (yol, su, elektrik, kanalizasyon, aydınlatma, temizlik) hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden özellikle Belediye İmar Müdürlüğünden getirtilen ve birbirini doğrulayıp tamamlayan 30.11.2004 gün, 3/186 sayılı ve 18.09.2002 tarihli yazıların içeriğinden; dava konusu 1183 parsel sayılı taşınmazın belediye mücavir alanı içerisinde olup imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte çevresinin meskun halde bulunduğu ve belediye hizmetlerinden (yol, su, elektrik, telefon ve temizlik gibi) yararlandığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu olgular Bakanlar Kurulu Kararnamesinin yukarıda sözü edilen l/a maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın arsa olduğunun kabulü ile bu niteliğine göre kamulaştırma bedelinin tespiti gerekirken bilirkişi kurulunun tarım arazisi niteliğini esas alan raporuna itibarla hüküm kurulmuş olması,
2- Kaldı ki taşınmazın tarım arazisi olduğu varsayılsa bile bu özelliğine göre değerlendirme yapan bilirkişi kurulu raporu da aşağıda değinilen nedenlerle Yargıtay uygulamalarında kabul edilen esaslara uygun düşmemektedir.
a) Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde sağlayacağı net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirilmesinde, taşınmazın kuru ya da sulanabilir niteliği de gözetilerek dekar başına elde edilebilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğü'nün değerlendirme yılına ait verilerin esas alınması gerekirken bilirkişi raporuna ekli alındığı kurumun onayını ve kuru-sulu ayrımı taşımayan belgelerdeki değerlerin üst sınırına yakın değerler alınarak kamulaştırma bedelinin saptanması,
b) Üzerinde irtifak hakkı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğü oranının saptanmasında taşınmaz malın cinsi, kullanım biçimi ile irtifak hakkının niteliği (boru hattı, enerji nakil hattı vs.) kapladığı alan, yeri ve yönü gözönünde bulundurulmalıdır. Yargıtay uygulamalarında üzerinde irtifak hakkı kurulmuş olan taşınmazda bu irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün (taşınmazın cins ve niteliğine uygun kullanımı önemli şekilde etkileyen özel bir durum yoksa) irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin arazide %35'ini, arsada ise %50'sini geçmeyeceği kabul edilmektedir.
Buna göre, tarım arazisi niteliğinde olan dava konusu taşınmazda irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün %3.3'ü geçemeyeceğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy