(2942 S. K. m. 10)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili, karşı davada maddi hataların düzeltilmesi ve tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taraf vekilleri tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı vekili Av. Duygu Ülkeri ile davalı vekili Av. Adil Aktay geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu taşınmaz açık tarım arazisi olarak değerlendirilerek bu niteliğine göre kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın portakal bahçesi değil, arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş, Belediye Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen 5.11.2004 gün 2004/1092 sayılı yazıda; dava konusu 284 parsel nolu taşınmazın belediye sınırları içinde ve imar planı dışında kaldığı, belediyenin yol, su, çöp toplama, ilaçlama, yağmur suyu tahliye kanaletleri gibi alt yapı hizmetleri ile telefon ve elektrik hizmetlerinden yararlandığı belirtilmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan inceleme sonucu Fen Bilirkişisi tarafından düzenlenen 6.12.2004 günlü rapor ve ekindeki kroki içeriğinden davalı parselin belde merkezine kuş uçumu 1700 metre uzaklıkta olduğu, Mersin-Adanalıoğlu (Kasabası) yolunun 1700 metre doğusunda, Mersin-Adana asfaltının yaklaşık 3 km. güneyinde bulunduğu 150-200 metre kuzey ve batısında kümeler halinde bahçe evleri ve köy mezarlığının olduğu böylece dava konusu yerin çevresinin meskun olmadığı anlaşılmıştır.
28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 1. maddesinin b bendine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen meskun halde bulunan ve belediye hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Buna göre; belediye sınırları içerisinde olup da imar planında yer almayan bir arazi parçasının arsa sayılabilmesi için belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanır durumda olması ve çevresinin meskun bulunması gerekir. Bu iki koşul bir arada gerçekleşmiş olmadıkça o yer arsa sayılamaz. Somut olayda dava konusu taşınmazın çevresi meskun olmadığına 150-200 metre kuzey ve batısında bulunan kümeler halindeki evler ile köy mezarlığının taşınmaza meskun mahalde bulunan vasfını da vermediğine göre mahkemece, buranın portakal bahçesi olarak kabulü ile bu niteliğine göre bilirkişilerce yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik yoktur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Hükme esas alınan 4.3.2005 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna göre kamulaştırma bedeli 3.696.904.660 TL. olarak tespit edilmesine ve bu miktar bedel davalı adına bankaya bloke edilmesine rağmen hükümde kamulaştırma bedelinin 2.950,53 YTL. olarak belirtilmesi,
2- Dosya içerisine getirtilen tapu kaydına göre dava konusu taşınmaz üzerinde T.C.Ziraat Bankası lehine ipotek mevcut olmasına rağmen bu ipoteğin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,
Sonuç: Doğru değilse de bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan 2.950,53 YTL rakamının hükümden çıkartılarak yerine 3.696.904.660 TL rakamının yazılması ve aynı bendin sonuna ...T.C.Ziraat Bankası lehine olan ipoteğin kamulaştırma bedeline aynen yansıtılmasına cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile hükmün ONANMASINA, 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy