(2942 S. K. m. 10)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Kanunla değişik hükümlerine dayalı olarak, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili karşı dava ile de maddi hataları düzeltilmesi ve tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını ise davacı vekili ile davalılar İbrahim Kılınç ve Ahmet Kılınç vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı vekili Av. Duygu Ülkeri ile davalı vekili Av. Adil Aktay ile Av. H. İbrahim Canpolat geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu taşınmaz açık tarım arazisi olarak değerlendirilerek bu niteliğine göre kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın tarım arazi değil, arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş, Belediye Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen 5.11.2004 gün 2004/1089 sayılı yazıda; dava konusu 1490 parsel nolu taşınmazın belediye sınırları içinde ve imar planı dışında kaldığı, belediyenin yol, su, çöp toplama, ilaçlama, yağmur suyu tahliye kanaletleri gibi alt yapı hizmetleri ile telefon ve elektrik hizmetlerinden yararlandığı belirtilmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan inceleme sonucu Fen Bilirkişisi tarafından düzenlenen 6.12.2004 günlü rapor ve ekindeki kroki içeriğinden davalı parselin belde merkezine kuş uçumu 1250 metre uzaklıkta olduğu, Mersin-Adanalıoğlu (Kasabası) yolunun 1100 metre doğusunda, Mersin-Adana asfaltının yaklaşık 3 km. güneyinde bulunduğu 300 metre doğusunda ve 250 metre güneydoğusunda bahçe evleri ile köy mezarlığının olduğu böylece dava konusu yerin çevresinin meskun olmadığı anlaşılmıştır.
28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 1. maddesinin b bendine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen meskun halde bulunan ve belediye hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Buna göre; belediye sınırları içerisinde olup da imar planında yer almayan bir arazi parçasının arsa sayılabilmesi için belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanır durumda olması ve çevresinin meskun bulunması gerekir. Bu iki koşul bir arada gerçekleşmiş olmadıkça o yer arsa sayılamaz. Somut olayda dava konusu taşınmazın çevresi meskun olmadığına 300 metre doğusunda ve 250 metre güney doğusunda bulunan bahçe evleri ile köy mezarlığının taşınmaza meskun mahalde bulunma vasfını da vermediğine göre mahkemece, buranın arazi olarak kabulü ile bu niteliğine göre bilirkişilerce yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik yoktur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenler ile dosyadaki yazılara, toplanan kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy