(2942 S. K. m. 10, 11, 30)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 30. maddesi uyarınca devir alınan taşınmazın bedelinin tespiti ile taşınmaz malın davacı idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 30. maddesi uyarınca davacı idarenin davalı idareden devir aldığı taşınmaz malın bedelinin tespiti ile bu bedel karşılığında taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bedelinin tespitine, bedelin davalı idareye ödenmesine ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, bedele ilişkin hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 30. maddesinin dördüncü fıkrasında, taraflar bedelde anlaşamadığı takdirde taşınmazın bedelinin 10. maddede öngörülen yönteme göre tespit edileceği; anılan Yasanın 10. maddesinde ise, yerinde yapılan keşif sonucu bilirkişi kurulunca -taraflar ve diğer ilgililerin beyanı da dikkate alınarak- 11. maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini saptayan rapor düzenleneceği, gerektiğinde hakim tarafından yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup bilirkişilerce düzenlenen rapor veya raporlar ile tarafların beyanlarından yararlanılarak adil ve hakkaniyete uygun bir bedel tespit edileceği öngörülmektedir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden; dava konusu 399 ada 4 parsel sayılı 188 m2 yüzölçümlü taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, üzerinde toplam 364 m2 alanlı iki katlı kargir bir yapı ve bahçe ihata taş duvarı bulunduğu, özellikle yerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi kurulunca düzenlenen 19.4.2004 günlü raporda; 2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı yasayla değişik 11. maddesi uyarınca ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına uygun biçimde dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlarla karşılaştırılarak üstün ve eksik yönleri belirlenip buna göre zemin değerinin saptandığı, üzerindeki yapı ve eklentilerin de (değerlendirme yılı itibariyle) Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yayımlanan yapı maliyet birim fiyatları tebliğine uygun olarak 3/A sınıfı kapsamında değerlendirilip (yıpranma payları da düşülerek) değerinin belirlendiği; böylece yasa hükümleri ve Yargıtay'ca benimsenen ilkeler çerçevesinde ikinci bilirkişi kurulunca taşınmaz malın (zemin ve muhtesat ) bedelinin tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında ikinci bilirkişi kurulunun yasaya ve yönteme uygun olan 19.4.2004 günlü raporunda tespit edilen bedele hükmedilmesi gerekirken; mahkemece, kamulaştırma (devir) bedelinin emlak vergisi rayicinden aşağı olamayacağı, taşınmazı devralan idarenin devir amacı dışında kullanamayacağı ve dolayısıyla davacı idarenin taşınmazın üzerindeki yapıyı yıkıp salt arsasından yararlanacağı vb. gerekçelerle bilirkişi kurulunun saptadığı bedelden indirim yapılarak daha düşük bedele karar verilmiş olması doğru değildir.
2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 10. maddesinin sekizinci fıkrasında hakime, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit etmesi konusunda takdir yetkisi tanınmış olup; hakimin bu fıkra hükmüne dayanarak bilirkişi kurulu raporunda saptanan değerlerden ayrılma nedenlerini kararında açıkça göstermesi yanında gerekçesinin de makul ve kabul edilir nitelikte olması gerekir. Bu ilke somut olay açısından değerlendirildiğinde; ikinci bilirkişi kurulunun taşınmaz için tespit ettiği değer -gerekçeli kararda yazılı olanın tersine- emlak vergisi rayiç değerinden aşağı olmadığı gibi, Kamulaştırma Yasasının 30. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca taşınmazı devir alan idarenin bu taşınmazı devir amacı veya devir edenin izni dışında başka bir amaçla kullanamaması,- bu bağlamda taşınmaz üzerindeki yapının devir amacına uygun olarak devir alan idarece yıkılacak olması, taşınmazın bedelinden indirim yapılmasına ve dolayısıyla bilirkişi kurulunca yasaya ve yönteme uygun biçimde tespit edilmiş bulunan devir bedelinden daha düşük bir bedele hükmedilmesine gerekçe yapılamaz. Gerekçeli kararda yazılı bu ve benzeri nedenlere dayanılarak taşınmazın bilirkişilerce saptanan devir bedelinden indirim yapılmasının adil ve hakkaniyete uygun olduğundan söz edilemez.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy