(634 S. K. m. 19)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yerlere müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, davalıya ait 13-14-15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin birleştirilmesi nedeniyle anataşınmazın muhtemel bir deprem veya sair afete karşı dayanaksız hale getirildiği ve ayrıca zemin kattaki bu bağımsız bölümler ile bodrum kattaki 17 nolu deponun ortak alanlara tecavüzlü olduğu belirtilerek bu projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi istenilmiştir.
Yerinde yaptırtılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davalıya ait zemin kattaki dört adet bağımsız bölümün arasındaki duvarların kaldırıldığı ve tek bağımsız bölüm olarak kullanıldığı, bu duvarların taşıyıcı özelliği olmamakla birlikte olası bir deprem sırasında azda olsa kiriş ve kolana destek görevi olduğu ve bu bağımsız bölümlerin projeye aykırı olarak büyütülüp ortak alana 62,18 m2 müdahalesinin olduğu, bodrum katta ise 29.3.1991 tarihinde onaylanan bodrum kat tadilat projesine aykırı olarak merdiven yapıldığı ve sığınağa 40 m2, diğer ortak alanlara ise 25,18 m2 müdahalede bulunulduğu bildirilmiştir.
Mahkemece bodrum kattaki değişikliklerin tadilat projesine uygun hale getirilmesine karar verilmiş, diğer talepler ise reddedilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin ikinci fıkrasında kat maliklerinden birinin anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis yapması diğer kat maliklerinin rızasının bulunması koşuluna bağlanmış, kendi bağımsız bölümlerinde ise anayapıya zarar vermemek kaydı ile diğer kat maliklerinin rızasına gerek olmadan onarım, tesis ve değişiklik yapması mümkün kılınmıştır.
Buna göre somut olayda;
1- Davaya konu bağımsız bölümlerin davalının mülkiyetinde olması ve değişikliklerin de bu bağımsız bölümlerin iç kısımlarında yapılmış bulunması nedeniyle diğer kat maliklerinin muvafakatına gerek yok ise de bu bağımsız bölümlerin arasındaki duvarların kaldırılarak birleştirilmesi sonucu oluşan boşluk alanların deprem yüklerinin düşey taşıyıcı sistem elamanlarına güvenle aktarılmasını güçleştiren döşeme boşlukları yaratıp yaratmadığı, başka bir anlatımla bağımsız bölümler arasında yapılan böyle bir değişikliğin anataşınmazın taşıyıcı sistemlerine (statiğine) zarar verip vermediği, betonarme karkas cinsli anataşınmazın olası bir depreme dayanıklılığını olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği hususu 1.1.1998 tarihinde yürürlüğe giren Deprem Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde -mimari bilirkişinin yanında, inşaat mühendisi ve statik konusunda uzmanlaşmış bilirkişilerinde katılımıyla- üç kişilik bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırtılarak açıklığa kavuşturulduktan sonra, anayapıya zarar veren bir müdahalenin varlığı söz konusu ise bunların eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken, bu yönde yeterli araştırmayı ve statik incelemeyi içermeyen bilirkişi raporuna dayanılarak bu isteme yönelik davanın reddedilmiş olması,
2- Ayrıca, davalıya ait zemin kat 13-14-15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin ortak alanlara toplam 62,18 m2 tecavüzlü bulunduğu bilirkişi raporu ve krokisinde belirlenmiş olduğu halde, bu kısmın da projeye uygun eski hale getirilmesine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
Bundan ayrı,
3- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, anayapının 3.2.1989 tarihli asıl projesi yanında, 29.3.1991 onay tarihli bodrum kat tadilat projelerinin de bulunduğu belirtilerek, bu tadilat projesi uygulanmak suretiyle bodrum kattaki aykırılıkların saptandığı bildirilmiş ise de, bu tadilat projesinin diğer kat malikleri yönünden bağlayıcı olabilmesi için Kat Mülkiyeti Yasasının yukarıda açıklanan 19. maddesi hükmü gereği bütün kat maliklerinin yazılı muvafakatının varlığı zorunludur. 1989 tarihli mimari projeye göre inşa edilen anayapının bodrum katında yapılan ve projeye aykırı olduğu belirtilen değişikliklerle ilgili olarak, söz konusu 1991 tarihli tadilat projesinin belediyece onaylandığı tarihteki kat maliklerinin tümümün bu değişikliklere yazılı muvakafatının olup olmadığı araştırılarak saptanmalı, muvafakatlarının varlığının anlaşılması halinde şimdiki gibi bilirkişilerin bu tadilat projesine göre yaptığı değerlendirmenin uygunluğu kabul edilmeli, aksi takdirde 1989 tarihli asıl mimari projeye göre inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır. Bu hususlar dikkate alınmadan değerlendirme yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olması,
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 03.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy