(634 S. K. m. 16, 19) (1086 S. K. m. 275, 283)
Dava: Dava dilekçesinde projeye aykırı olarak yapılan ve davalılardan T. tarafından kullanılan büfenin kaldırılarak müdahalenin önlenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davalı belediyece projeye aykırı olarak yapıldığı ve diğer davalı T. tarafından kullanıldığı ileri sürülen büfenin kaldırılarak bu yerin projesine uygun eski hale getirilmesi istenilmiş, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanamayacağı davanın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden davacı N. ile davalılardan Isparta Belediye tüzel kişiliğinin 369 Ada 27 parsel sayılı ana taşınmaz üzerindeki kat irtifaklı ana yapıda kat irtifak hakkı sahibi (bağımsız bölüm maliki) oldukları, dava konusu edilen büfenin ise ana yapının bitişiğindeki boşluk alana yapıldığı ve davalılardan T. tarafından fiilen kullanılmakta olduğu, bu büfenin ana taşınmazın mimari projesinde gösterilmediği anlaşılmaktadır. Ana taşınmazın yerinde yapılan inceleme sonucu üç kişiden oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda dava konusu büfenin ana taşınmazın mimari projesinde yer almadığı ve arsa payının da bulunmadığı bunun kaldırılması görevinin belediyeye ait olduğu, davacının istediği sonucu alamaması durumda idare mahkemesinde dava açabileceği, olayda Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanamayacağı belirtilmiş, Mahkemece de dava konusu edilen büfenin yapıldığı yerin kat irtifaklı ana taşınmazın sınırları içerisinde kalıp kalmadığı, başka bir anlatımla buranın ana taşınmazın içerisinde mi yoksa dışında mı kaldığı hususlarında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan, bu yönde bilirkişi kurulundan açıklayıcı ek rapor alınmadan, bilirkişilerin raporlarındaki görüşü doğrultusunda davanın reddine karar verilmişse de yapılan inceleme ve bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Yukarıda açıklandığı biçimde yapılacak araştırma ve inceleme sonucu dava konusu edilen büfenin kurulduğu yerin davacı ile davalı belediyenin bağımsız bölümlerinin de yer aldığı 369 Ada 27 Parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalması durumunda buranın ana taşınmazın ortak yerlerinden olduğu, bu yere kat maliklerinin onayı olmaksızın projeye aykırı olarak el atılıp büfe yapılmasının Kat Mülkiyeti Yasasının 16. ve 19. maddeleri hükümlerine aykırılık oluşturduğu, dolayısıyla davanın Kat Mülkiyeti Yasası kapsamında kalacağından uyuşmazlığın anılan yasa hükümleri çerçevesinde mahkemece toplanan ve toplanacak kanıtlara göre karar verileceği; böyle değil de dava konusu yerin ana taşınmazın sınırları dışında kaldığının saptanması durumunda ise büfenin davacının bağımsız bölümündeki işyerinin kullanmasını engelleyip önünü kapattığı savı karşısında uyuşmazlığın komşuluk hukuku kuralları doğrultusunda genel hükümlere göre çözümleneceği sonucuna varılmalıdır. Oyla ise mahkemece öncelikle bilirkişi kurulundan alınacak ek raporla dava konusu yerin ana taşınmazın sınırları içerisinde kalıp kalmadığının ve ortak yerlerden olup olmadığının açıkça saptanmasından sonra raporun yukarıda değinilen esaslar çerçevesinde değerlendirilip denetlenmesi ile oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, yetersiz inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporundaki görüşe dayanılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy