(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmaza %5 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %6 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken, bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %6 yerine %5 oranı uygulanmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi,
2- Taşınmazların yerleşim merkezine (ilçeye) ve ana yolları yakın olması, ulaşım ve pazarlama kolaylığı açısından objektif unsur değerlendirmesine konu edilebilir ise de, tarım arazisi olan dava konusu taşınmazlardaki objektif değer artışına bu unsurların katkısının en fazla %10 oranını aşmayacağının düşünülmemesi,
3- 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin son fıkrası uyarınca ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre; kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulmasında, bu kamulaştırma nedeniyle taşınmaz malda oluşacak değer düşüklüğü kamulaştırma bedelini oluşturur. Bu değer düşüklüğü oranının (dolayısıyla kamulaştırma bedelinin) tespitinde, taşınmaz malın cinsi (arsa veya arazi olması) ve yüzölçümü ile irtifak hakkının kurulduğu alanın yüzölçümü, irtifakın niteliği (akaryakıt boru hattı, elektrik enerjisi nakil hattı, su isale hattı vb) ve konumu göz önünde bulundurulur. Buna göre hesaplanacak değer düşüklüğü oranı, (yöntemince kanıtlanmış önemli ve özel bir durum söz konusu olmadıkça) taşınmaz malda irtifak hakkının kurulduğu alanın mülkiyet değerinin arazilerde %35'inden, arsalarda %50'sinden fazla olamaz. Somut olayda, davalı adına kayıtlı olan -değerlendirme tarihi itibariyle- arazi niteliğindeki taşınmazlardan irtifak hakkı kurulması nedeniyle değer düşüklüğü oranının 925 nolu parsel için %3,7; 1352 nolu parsel için %2; 1374 nolu parsel için %3,6; 1484 nolu parsel için %29,4 ve 1602 nolu parsel için de %23,7 alınmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği düşünülmeden irtifak alanlarının mülkiyet bedelini esas alan rapora dayanılarak hüküm kurulması,
4- Tespit ve tescile ilişkin davanın niteliğine göre davalı yararına da maktu tarifeye göre avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy