(4721 S. K. m. 999)
Dava: Dava dilekçesinde taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim, olmazsa satış suretiyle giderilmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın satılması suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, üzerinde yapı bulunan ve tarafların paydaş olduğu 15 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı paydaş dava dilekçesinde ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazın aynen, olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığının giderilmesi isteminde bulunmuş, davalı İbrahim S. aralarındaki anlaşmaya göre bağımsız bölüm listesi hazırladıklarını ve kat irtifakı kurmak için belediyedeki çalışmalarının sürdüğünü, diğer bir kısım davalı ise anlaşamazlarsa mahkemenin kararına razı olacaklarını bildirmişlerdir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu içeriğinden dava konusu anataşınmaz üzerinde bir bodrum, bir zemin, bir asma kat, 4 normal kat ve bir çekme kattan ibaret birçok kısmı projesine aykırı yapılmış bina bulunmaktadır. Paydaş ve bağımsız bölüm sayısı itibariyle her paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesine karşın, anayapının projesine uygun yapılmadığı gibi mevcut projenin de belediye onayından geçmediği ve yapının kaçak olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmaz kat mülkiyeti kurulmasına elverişli değildir. Bu nedenle mahkemece taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi gerektiği sonucuna varılmasında bir isabetsizlik yoktur.
Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi gereken taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa Türk Medeni Kanunun 684.maddesi uyarınca arzın bütünleyici (tamamlayıcı) parçası sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilecektir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekecektir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerleri tespit edilecek ve bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanacak, bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata, ne kadarının arza isabet ettiği belirlenecektir. Satış bedelinin dağıtımında bulunan, bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısım sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilecektir.
Somut olayda, davalı İbrahim S.'nın beyanı ve Zeytinburnu 1. Noterliğince onaylı 22.1.1998 gün ve 04936 yevmiye nolu bağımsız bölüm listesine göre; anataşınmazdaki bağımsız bölümlerin paydaşlara arsa payları belirtilmek suretiyle özgülendiği, paydaşların bu bağımsız bölümleri fiilen kullandıkları dikkate alınarak satış parasından bağımsız bölümlere isabet eden kısmın bağımsız bölüm sahiplerine payları gözetilerek ödenmesi, zemine isabet eden kısmın ise tüm paydaşlara tapudaki payları oranında ödenmesine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonucunda elde edilecek bedelin payları oranında paydaşlara dağıtımına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy