(1587 S. K. m. 46)
Dava: Dava dilekçesinde davacı murisinin mükerrer kaydının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde davacının kök murisi İsmail Bilgin'in 16.08.1321 tarihinde Yusuf ve Fatma oğlu 1289 (1873) Çayeli doğumlu olarak; Çayeli Nüfus Müdürlüğünde nüfusa tescil edildikten sonra İnegöl ilçesinde bu defa Bilgili soyadı ve Rize doğumlu olarak 1926 yılında kaydedildiğini, kayıtlar arasında bağlantı sağlanamadığından (naklen nüfus bilgilerinden geldiği ve gittiği yerler açıkça yazılmadığından) her iki kaydın farklı kişilere aitmiş gibi göründüğünü kök muris İsmail Bilgin ile İsmail Bilgili'nin aynı kişi olduğunun tespiti ile kayıtlar arasında ilişki kurularak Çayeli Nüfus Müdürlüğündeki kayıtlarda İsmail'in Bilgin olan soyadının Bilgili, ölüm tarihinin 18.05.1954 olarak düzeltilmesini mükerrer kaydın iptalini istemiştir.
Dosyada bulunan Çayeli Nüfus Müdürlüğü yazısında Yusuf ve Fatma oğlu 1289/1873 Çayeli doğumlu olarak yersel yazım ile 16.08.1321 (16.08.1905) günü nüfusa tescil edilen İsmail Bilgin'in 1955 yılında dul olarak öldüğü, İnegöl Nüfus Müdürlüğünden gelen kayıtta ise Yusuf ve Fatma oğlu İsmail Bilgili'nin 1926 yılında Rize 1289 (1873) doğumlu olarak yersel yazımla tescil edilip 18.05.1954 günü dul olarak öldüğü bildirilmiş, mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyada toplanan bilgi ve belgeler hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Çayeli ve İnegöl Nüfus Müdürlüğünden İsmail Bilgin-İsmail Bilgili'nin ölüm ve evlenme kayıtları (Zeliha-Asiye-Vesile ile gerçekleştirilen evliliğe ilişkin), her ikisinin tapu sicil ve vergi dairesi müdürlüğünden adına yazılı varsa tapulu ve tapusuz taşınmazlara ilişkin tapu ve vergi, Askerlik Şube Başkanlığından askerlikle ilgili kayıtlar ve bunlara dayanak yapılan nüfus kayıtları getirtilmeden ve ayrıca evlenme ve ölüm tutanaklarında imzaları bulunan tanıklar dinlenilmeden ve böylece tüm kanıtlar toplanmadan yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar eksiksiz yerine getirilmeli, bu bağlamda temyiz dilekçesine ekli olan ve hükümden sonra ele geçirildiği bildirilen belgeler de dikkate alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy