(818 S. K. m. 161) (2547 S. K. m. 35)
Dava: Dava dilekçesinde 136.115.800.000 TL eğitim ve öğretim tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen faizi ile birlikte tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı üniversite davalı Ahmet Kılınç'ın lisansüstü eğitim yapmak üzere 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Yasasının 35. maddesi uyarınca Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne kadrosunun geçici olarak tahsis edildiğini, bu sırada davalılardan taahhüt ve kefalet senedi alındığını, davalı Ahmet Kılınç'ın görevlendirildiği Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yükseklisans tezini süresi içerisinde teslim etmemesinden dolayı öğrencilikle ilişiğinin kesildiğini, böylece lisansüstü eğitimine başlamadan önce vermiş oldukları taahhüt ve kefalet senedi gereğince sorumlu duruma düştüklerini ileri sürerek sözü edilen senet gereğince davalı Ahmet Kılınç'a ödenen 13.611.580.000 TL.nın 10 katı olan 136.115.800.000 TL.nın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenilmiştir.
Mahkemece, 2547 Sayılı Yasada yurtdışında görevlendirilen öğretim görevlilerinin mecburi hizmetle yükümlü bulunduklarına dair bir düzenleme bulunduğu, yurtiçinde başka bir üniversitede görevlendirilen öğretim görevlileri ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, davalı Ahmet Kılınç'a maaş ödenen dönemde görevlendirildiği üniversitede çalıştığı dolayısı ile aldığı maaşın çalışmasının karşılığı olduğu, aksi bir düzenlemenin yasalara ve hukuka aykırı olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üniversite vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere, özellikle davalılar tarafından verilen Diyarbakır 3.Noterliğince 28.9.2000 tarihinde düzenlenen 42228 yevmiye nolu taahhütname ve kefaletname içeriğine göre; davalı Ahmet Kılınç ....Dicle Üniversitesi adına Hacettepe Üniversitesinde yükseklisans ve doktora öğrenimi yapmak üzere kabul edildiğim yükseklisans veya doktora ünvanını aldıktan sonra 2 ay içerisinde Dicle Üniversitesinin göstereceği Eğitim Fakültesi Almanca bölümünde görevime başlayacağımı, yükseklisans veya doktora öğrenimi süresi kadar hizmet ifasını kabul ettiğimi, hizmeti yerine getirmediğim veya öğrenimimi tamamlayamadığım takdirde veya başarısızlığım halinde hiçbir adli yada idari yargı kararına gerek kalmadan eğitim süresi içerisinde almış olduğum maaş ve diğer gelirlerimin toplamının 10 (on) katının tekabül eden meblağı kanuni yıllık cari faizi ile birlikte ve ayrıca (1.000.000 bir milyon TL Dicle Üniversitesine teminat olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğimi... şeklinde beyanda bulunduğu, senedi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan diğer davalılar Hüseyin Fazlı Ergül ve Hüseyin Yaşar'da Ahmet Kılınç'ın taahhüdünü yerine getirmemesi halinde yükseklisans ve doktorası süresi içerisinde almış olduğu maaş ve diğer gelirlerinin toplamının 10 (on) katına tekabül eden meblağı ile yasal yıllık cari faizi ile birlikte (1.000.000) bir milyon TL Dicle Üniversitesine tazminat olarak müştereken ve müteselsilen ödemeyi taahhüt ettikleri anlaşılmaktadır.
Davalılar sözü edilen bu taahhüt ve kefalet senedinin hata, hile veya zorla kendilerine imzalatıldığını ileri sürmemişlerdir. Davalıların özgür iradeleri ile davacı üniversiteye böyle bir yüklenme senedi verilmesini yasaklayan bir yasal düzenleme olmadığı gibi, davalı Ahmet Kılınç Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne kendi iradesi dışında da gönderilmiş değildir. O halde bu taahhütname ve kefaletname davalıları bağlar niteliktedir.
Davada davacı kurum taahhütname kapsamındaki meblağın tahsilini istemekte, bunun dışında bir istemi de bulunmamaktadır. Ortada taahhütnameyi geçersiz kılan bir durumda olmadığına göre, mahkemece taahhütname kapsamı doğrultusunda Borçlar Yasasının 161. maddesinin son fıkrası uyarınca cezai şarttan gerekli indirim işlemi de yapılıp istenen tazminatın bu doğrultuda hesaplanarak hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy