(634 S. K. m. 19)
Dava: Dava dilekçesinde eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı Mehmet Kalem vs. vekilleri tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Vek. Av. Mecit Ateş geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: 1- Dosyada toplanan bilgi ve belgelere özellikle anataşınmazın yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen rapor içeriğine göre; mahkemece davanın kabulü ile işyeri olarak kullanılan dava konusu bağımsız bölümün meskene dönüştürülmesi ve ortak yerlere yapılan projeye aykırılıkların eski hale getirilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
2- Mahkemece, dava konusu edilen bağımsız bölümün içersinde yapılan değişikliklerin de eski hale getirilmesine karar verilmiş ise de; bu konuda bilirkişiden alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinde kat maliklerinden birinin bağımsız bölümünde anayapıya zarara verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamayacağı öngörülmektedir. Bu hükme göre, bir kat maliki kendi bağımsız bölümünün içerisinde anayapıya zarar vermemek koşuluyla onarım, tesis ve değişiklik yapabilecek, bunun için anılan fıkranın ilk cümlesinde sözü edilen tüm kat maliklerinin rızası aranmayacaktır. Somut olayda, davalıların bağımsız bölümünün içerisinde gerçekleştirdiği bilirkişi raporu ile saptanan değişiklikler, anılan madde fıkrasının 2. cümlesi kapsamında kaldığı cihetle, bu değişikliklerin anayapıya zarar verecek nitelikte olup olmadığı, başka bir anlatımla bağımsız bölümün içerisindeki değişikliklerin anayapının statiğini olumsuz yönde etkileyip etkilemediği açıkça belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu cümleden olarak sözü edilen değişiklikler anayapıya zarar verecek nitelikte değil ise -kat maliklerinin rızası da aranmayacağından- bu konudaki istemin reddine; anayapıya zarar verecek nitelikte ise bu kısımların eski hale getirilmesine hükmedilmesi gerekir. Şu halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlarda bilirkişiden ek rapor alınmadan yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu dava konusu bağımsız bölümün içerisinde gerçekleştirilen değişikliklerin de eski hale getirilmesine karar verilmiş olması, doğru görülmemiştir.
3- Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, davalıların kendilerine tanınan 3 aylık süre içerisinde hüküm altına alınan hususları eski hale getirmedikleri takdirde bu işlemlerin davacılar tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Böyle bir kararın davacı tarafından yerine getirilmesi ona bir külfet yükleme niteliğinde olduğu gibi, değişikliklerin eski hale getirilmesi için davalıların bağımsız bölümünün içerisine girmeleri sonucunu da doğuracağından, öte yandan davalıların kendi eylemleri sonucu gerçekleştirdikleri projeye aykırılıkları yine kendilerince eski hale getirmelerinin onlara yüklenen bir borç olduğu, kendiliklerinden yerine getirmedikleri takdirde de icraen yerine getirileceği hususları birlikte gözönünde bulundurduğunda eski hale getirme işlemlerinin davacılar tarafından yapılmasına hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 400.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy