(2762 S. K. m. 39)
Dava: Dava dilekçesinde, intifa hakkına sahip vakıf evladı olduklarının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü;
Karar: Dava, davacılar Rasim ve Kemal'in S... H... A... P... Vakfı'nın intifa hakkına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgeler ile bunların incelenmesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre; davacılar Rasim ve Kemal, S... H... A... P... Vakfı'nın evladı ve eski mütevellisi Cemile'nin yasal mirasçıları olup; 11.03.1924 doğumlu Rasim, Cemile'nin torunu (oğlu Mehmet Talat'ın oğlu), 16.02.1952 doğumlu Kemal ise davacı Rasim'in oğludur. Vakıf evladı mütevelli Cemile'nin 1932 yılında ölümünden sonra kızı Şerife Havva Vakfın mütevellisi olmuş, davacı Rasim'in babası Mehmet Talat'ın kardeşi olan Şerife Havva vakfın son mütevellisi olarak 1952 yılında ölmüştür. Hicri 1151 (miladi 1738) tarihli vakfiyede vakfın gailesinden (gelir fazlasından) vakıf evlatlarının yararlanacaklarına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak bu vakfiyeye göre onurlu vakıf evladının ve evladı evladının ahlaklı, yetişkin ve akıllı olanları dönemden döneme ve kuşaktan kuşağa vakfa mütevelli olacaklar ve vakfın mütevellisine günde 120 akçe verilecektir. Ayrıca kanıt olarak bu dava dosyasına konulan Beyoğlu Asliye İkinci Hukuk Mahkemesinin 2000/165 esas sayılı dosyası içerisindeki 7 Safer 1173 tarihli Padişah fermanıyla o tarihteki vakıf mütevellisi Mehmet Bey ile erkek ve kız kardeşlerine vakfın gelir fazlasından ödeme yapılmasına hükmedildiği; Padişahın imzasını taşıyan 27 Cemaziyülevvel 1327 tarihli beratla da vakıf evladı Şerife Havva'ya eskiden beri teamül gereği hak kazandığı- evlat aylığı verilmesinin buyrulduğu; Vakıftan Muhtacın ve Tevliyet vs. Maaş Yoklama İlmühaberi fotokopisine göre de H... A... P... Vakfı evladı ve mütevellisi Şerife Havva'ya tevliyetten ve evladiyetten dolayı vakıf gelirinden belli miktarda aylık ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
2762 sayılı Vakıflar Yasası'nın 39. maddesi, on yıldan beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılamayacağını; ancak ilgililerin vakfiyeye göre intifa haklarının mahfuz olduğunu hükme bağlamıştır, Anılan bu yasa maddesi uyarınca, S... H... A... P... Vakfı, Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisi'nin 23.08.1984 gün ve 469 sayılı kararıyla mazbut vakıflar araşma alınmış bulunmaktadır. Mazbutiyet atana alınmış olan vakıfta 39. maddenin ikinci fıkrası hükmü gereği ilgililerin (somut olayda tevliyete müstahak vakıf evlatlarının) vakfiyeye göre intifa haklarının saklı olduğunda kuşku yoktur. Mazbut vakıflar arasına alınmış olup, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilmesi gereken vakfın gelir fazlası (intifa hakları) ilgililerinin kimler olduğu, bu ilgililerin (alakalıların) vakfiyeye göre saklı tutulan intifa (yararlanma) haklarının hangi esaslara göre tespit ve ita olunacağı 17.07.1936 tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek Nizamnamece gösterilmiştir.
Sonuç olarak; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere, özellikle yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda mahkemece kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; Vakfiyeye göre onurlu vakıf evladının ve evladı evladının ahlaklı, yetişkin ve akıllı olanları dönemden döneme ve kuşaktan kuşağa mütevelli olacaklardır. Aralarında baba-oğul ilişkisi bulunan her iki davacının. S... H... A... P... Vakfı'nın evladı olduklarında kuşku ve çekişme yoktur. Ancak vakfiyede tevliyet için dönem ve kuşak koşulu getirilmiş bulunduğundan, vakıf evladı davacı Rasim'in sağlığında bir sonraki kuşakta yer alan oğlu Kemal'in vakfe mütevelli olma hakkını kazanamayacağı, dolayısıyla vakfiyeye göre tevliyetten kaynaklanan ve vakfın Mazbutiyet alınmasıyla 39. maddenin 2. fıkrası gereğince saklı tutulan intifa hakkını bu aşamada kullanmasına olanak bulunmadığı gözetilmeden, Rasim'in yanında oğlu Kemal'in de intifa hakkına müstahak olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK' nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy