(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m. 20, 22)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, 2002 yılı Şubat ayından 2003 yılı Aralık ayına kadar olan aidat, su ve demirbaş giderlerini ödemeyen davalının, bu alacağın tahsiline yönelik icra takibine karşı ileri sürdüğü itirazın iptalini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe konu aidatların ilişkin olduğu dönemde ana taşınmazda kiracı olan davalının, takip tarihi olan 12.04.2004 gününden önce bağımsız bölümü tahliye ettiği icra takibinde borçlu adresi olarak Samsun ilinde bir adresin bildirilmesinden anlaşılmakta olup, esasen bu hususta taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Kat mülkiyeti Kanununun ortak giderlerin teminatına ait 22. maddesi hükmüne göre kiracıların sorumluluğu, ana taşınmazda bu sıfatla oturduğu sürece geçerlidir. Asıl sorumluluk sözü edilen Kanunun 20. maddesinde belirtildiği üzere kat malikinindir. Kanununun 22. maddesinde kiracının ya da başka bir hakka dayanarak bağımsız bölümde devamlı surette oturanın müteselsil sorumluluğu, oturduğu sürece söz konusu olup, bağımsız bölümü tahliye ettikten sonra yapılan icra takibi ile kiracının sorumlu tutulmasına kanuni olanak bulunmamaktadır. İstenen alacağın davalı kiracının bağımsız bölümde oturduğu süreye ait olması Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanması bakımından sonuca etkili olmayıp, kira sözleşmesine göre sorumluluk ise, bağımsız bölüm maliki ile kiracı arasındaki hukuki ilişkiye göre belirleneceğinden bu davada dikkate alınmaz. Çünkü kiracı, Kat Mülkiyeti Kanununun hükümlerine göre kanuni müteselsil sorumlu olarak ödemek zorunda kalacağı meblağı, bağımsız bölümü tahliye etmiş olduğundan, 22. maddede öngörüldüğü üzere kira borcundan düşemeyecektir.
Bu durumda, kiracı bağımsız bölümü tahliye ettikten sonra icra takibi yapılmış olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şeklide kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy