(3194 S. K. m. 18)
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Dosya içerisinde bulunan Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğü yazıları içeriğinden kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme gününde imar parseli, buna emsal alınan taşınmazın da satış tarihi itibariyle kadastro parseli olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre dava konusu taşınmazın imar parseli olup emsalin bu nitelikte olmaması durumunda davaya konu taşınmazın imar uygulaması sırasında uğramış olduğu zayiat varsa emsal ile dava konusu taşınmaz arasında denge kurulması bakımından somut emsalin değerine dava konusu taşınmazın uğradığı zayiatın eklenmesi gerekir.
Bu husus Tapu Sicil Müdürlüğü ve Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak, dava konusu taşınmazın İmar Kanununun 18. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, önceki yüzölçümü itibariyle uğradığı zayiat oranı saptanarak yapılacak ilavenin oranının belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
2- Dava konusu taşınmazın tamamı 7841 m2 olup 1698,52 m2'si kamulaştırılarak geriye 3650,73 m2 ve 2491,75 m2'lik iki ayrı parça kalmıştır. Bu halde bilirkişi kurulunca artan kısımlardan her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, bu bağlamda her bir parçanın yüzölçümü, konumu ve geometrik durumu ile kullanım amacı (imarlı arsa oluşu) gözönünde tutulup her bir parça yönünden değer düşüklüğü oluşacağı dikkate alınarak bunun yüzde oranının ayrı ayrı belirlenmesi ve buna göre hesaplama yapılması gerektiği düşünülmeden geriye kalan kısımda değer artış ve azalışı bulunmadığından söz edilerek değer kaybı verilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece açıklanan hususlarda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy