(2942 S. K. m. 8, 10)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Karar: Dava 2942 S. Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespitiyle kamulaştırma yoluyla taşınmaz üzerinde kurulan irtifakın tescili istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın Mehmet Ali Yiğit adına kayıtlı olduğu ve onun kamulaştırma işleminden önce 17.06.1972 gününde öldüğü geriye mirasçı olarak çocukları davalılar Bilal ile Emine'yi bıraktığı kamulaştırmayı yapan idarece Kamulaştırma Kanunu'nun 4650 S. Yasayla değişik 8. maddesi hükmüne uygun şekilde taşınmaz mal sahiplerine uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu davanın açıldığı, davanın yargılaması sırasında davalılardan Bilal Yiğit vekilinin ilk oturumda taşınmaza takdir edilen değerin düşük olduğunu bu sebeple kabul etmediğini bildirdiği, sair davalı Emine Yiğit'e ise dava dilekçesinin ve oturum gününün yöntemine uygun tebliğ edilemediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutulduğunda davalılardan emine Yiğit'e Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik 8. maddesi hükmünde ön görülen tebligatlar yapılmadan hakkında dava açılmış olması ve yargılama sırasında da kendisine yönteme uygun tebligat yapılamamış bulunması karşısında mahkemenin bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak;
Davalı Bilal Yiğit vekili yargılamanın ilk oturumuna gelerek taşınmaza biçilen bedelin az olduğunu bu sebeple kabul etmediğini açıkça bildirmiş bulunduğuna göre kanunun 8. maddesinde öngörülen şekilde uzlaşma konusunda tebligat yapılmış olsa bile bu davalının anlaşmaya yanaşmayacağı (yargılama tutanağına geçen vekilinin beyanından da) anlaşıldığından kendisine 8. madde gereğince tebligat yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek ve dava ekonomisi de göz önünde bulundurularak bu davalı yönünden davaya bakılıp, toplanacak kanıtlar doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy