(634 S. K. m. 4, 28)
Dava: Dava dilekçesinde davalı adına tapuya kayıtlı bağımsız bölümün tapusunun iptali ile tapu kaydına ortak yer olarak şerh konulması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; tapuda bağımsız bölüm olarak kayıtlı E-1 s. sosyal tesis binasının ortak yer olduğunu ileri sürerek burasının davalı üzerine olan tapu kaydının iptaline, tapudaki ilgili hanesine 64 s. parseldeki 71 adet mesken için payları oranında malik sıfatıyla ortak yer olduğu yönünde şerh konulmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın konusunun bütün kat maliklerinin hukukunu ilgilendirmesi ve kamu düzenine ait olması gerekçesiyle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur.
Dosya içerisindeki belgeler ve bilgilerden; dava konusu ana taşınmazda kat irtifakının kurulduğu, davacının 27 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğu, dava konusu E-1 no.lu bağımsız bölümün sosyal tesis olarak tam hisse itibarıyla davalı Fatih Hüsnü Keleşoğlu adına kayıtlı olduğu, ayrıca; davalının, yargılama sırasında 23.9.2005 tarihli oturumda, davayı kabul ediyorum, dava konusu yer ortak yerlerdendir, sitenin ortak tesis binasıdır biçiminde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
634 s. Kat Mülkiyeti Kanununun 4. maddesinde ortak yerlerin konusunun sözleşme ile de belirlenebileceği açıklanmıştır. Anataşınmazın yönetim planının 2. maddesinin (b) bendinde, dava konusu edilen E-1 s. sosyal tesis binasının ortak yerlerden olduğu belirtilmiştir. Yönetim planının, anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme olduğunda kuşku yoktur. Yargıtay uygulamalarında, ortak yerlerle ilgili verilecek kararların sair bağımsız bölüm maliklerinin haklarını kısıtlayacak ve hukuklarını olumsuz yönde etkileyeceği durumlarda bütün kat maliklerinin davaya dahil edilmesi kabul edilmektedir. Somut olayda; davanın kabul edilmesi halinde sair bağımsız bölüm maliklerinin, bu karardan zarar görmesi söz konusu olmadığı gibi sonucu itibarıyla davalının dışındaki sair kat maliklerinin tümünün lehine yeni bir hak doğurucu nitelik taşımaktadır. Bu özelliği nazara alınarak davanın toplanan delillere göre istek gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy