(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Bozmadan sonra yapılan yargılamada mahkemece bozmaya uyulmuşsa da hükme esas alınan ikinci bilirkişi kurulu raporu bozmaya uygun değildir.
Şöyle ki;
1- Bilirkişi raporunda somut emsal alınan 324 Ada 268 Parsel s. taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırması yapıldığında dava konusu taşınmazın yaklaşık 1,5 kat daha değerli, iyi bir konumda olduğu satış bedelleri güncelleştirilerek dava tarihi itibariyle m2 değerinin 101.101.322 TL bulunduğu belirtilmiştir. Raporun sonuç kısmında dava konusu taşınmazın m2'sinin ortalama ölçüler çerçevesinde düzenleme ortaklık payı da düşülmek kaydıyla 85.000.000 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu m2 değerine nasıl ulaşıldığı raporda açıkça belirtilmemiş olmakla denetlenmeyen rapora göre hüküm kurulmuş olması,
2- Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu sebeple dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle bulundukları cadde ve sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporunda emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişkinin de bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın kadastro, somut emsalin imar parseli olması sebebiyle %35 oranında düzenleme ortaklık payı düşüldüğü anlaşılmaktaysa da dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi, somut emsalin incelenen satış tarihi itibariyle İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca düzenlemeye tabi tutulup tutulmadığının, düzenleme görmüş iseler düşülecek düzenleme ortaklık payının Belediye İmar Müdürlüğünden sorulup belgeleri dosyaya getirtilip mahkemece rapor denetlenmeden hüküm kurulmuş olması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy