(1086 S. K. m. 428)
Davacı, dava dilekçesinde nüfus kaydında çocukları olarak görünen Gülşah ve Fırat'ın kaydının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde, nüfus kütüğünde kendi çocukları olarak kayıtlı bulunan Gülşah Özdil ile Fırat Özdil'in gerçekte kendi çocukları olmayıp kardeşi Murat Özdil'in çocukları olduğunu ileri sürerek kendi hanesinde kayıtlı bulunan adı geçen çocukların kaydının iptalini istemiş, mahkemece her iki hanede kayıtlı çocukların aynı kişiler olduklarına dair iddia kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay uygulamalarına göre kamu düzenine ilişkin bulunan nüfus kayıt düzeltme davalarında hakim doğru sicili oluşturmakla yükümlüdür. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, özellikle nüfus kayıtları ile 17.4.2008 günü kolluk tarafından tutulan tutanak içeriğinden, mükerrer kaydedildikleri ileri sürülen Gülşah Özdil ile Fırat Özdil'in farklı doğum ve tescil tarihleri ile hem davacı Neşat Özdil'in hanesinde, hem de bu kişinin kardeşi olduğu öne sürülen Murat Özdil'in hanesinde sırasıyla Gülderen ve Döndü anne adları ile kayıtlı oldukları, Gülşah ve Fırat'ın Neşat Özdil hanesinde Erhan, Rıdvan ve Sertan adında, Murat Özdil hanesinde ise Hakan adında kardeşlerinin bulunduğu, kollukça tutulan tutanakta Neşat ile Murat'ın kardeş oldukları, Gülşah ile Fırat'ın Murat Özdil'in çocukları bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre mahkemece her iki hanede kayıtlı Gülşah ve Fırat'ın gerçekten Murat'ın mı yoksa Neşat'ın mı çocukları olduklarının saptanması bakımından Murat Özdil ile Döndü Özdil'in de davaya dahil edilip taraf teşkili tamamlandıktan sonra işin esasına girilip, tarafların göstereceği tüm deliller toplanıp Gülşah ve Fırat'ın mükerrer kayıtlı çocukları olup olmadığı, her iki hanede aynı adı taşıyan farklı kimseler bulunup bulunmadıkları hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp, oluşacak kanaat doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ve eksik araştırma sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 06.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy