(5490 S. K. m. 35)
Dava ve Karar: Davacı dava dilekçesinde, nüfusta yerel yazım sebebiyle kaydedildiği hanedeki kaydının iptal edilerek babasının hanesine yeniden kaydedilmesini istemiştir. Mahkemece dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği sebebi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde Kaman İlçesi Yelek Kasabasında oturduğu sırada 1978-1983 yılları arasında yapılan yerel yazım sonucu kendisinin 431 haneye, babasının ise 75 haneye kaydedildiğini, babası ile irtibatının hane bazında kesildiğini ileri sürerek 431 hanedeki kaydının iptalini, baba ve annesinin kayıtlı bulunduğu 75 haneye kaydının yapılmasını istemiş, mahkemece davacının talebinin idari nitelikte olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacının babası olduğu iddia edilen H. O.'ın Kaman İlçesi Yelek Köyü Cilt 77, Hane 75'de 06.01.1938 doğumlu 13.09.1978 tescil günlü olarak kaydedildiği, çocukları arasında davacı N.'in gösterilmediği, davacı N.'in ise aynı ilçenin Yelek Kasabası Cilt 77, Hane 431'e babası H. annesi Ü. olarak ve 01.12.1952 doğumlu gösterilerek 03.10.1983 gününde tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Nüfus Hizmetleri Kanununa göre açılan kayıt düzeltme davaları sair bir kısım davalarda olduğu gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunmaktadır ve hakim nüfus kütüklerinde doğru sicil oluşturmak mecburiyetindedir. Nüfus Hizmetleri Kanununun 35. maddesinde kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydının düzeltilemeyeceği ve kayıtların anlamı ile taşıdığı bilgilerin değiştirilemeyeceği hususları öngörülmüştür. Yine bu Kanuna göre çıkartılan, Bakanlık Makamının 25.05.2006 tarihli olur'ları ile uygulamaya konulan Nüfus Hizmetlerine İlişkin Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönergesinin 170. maddesine göre de; yerel yazım suretiyle tesis edilen aile kütüklerindeki kayıtlarda maddi hata dışında mahkeme kararı olmadıkça herhangi bir düzeltme yapılamaz.
Mahkemece yukarda açıklanan hususlar dikkate alınarak taraf teşkilinden sonra işin esasına girilip bütün deliller toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy