(5490 S. K. m. 36)
Davacılar dava dilekçesinde muris E. B.'nin Z. olan anne adının iptali ile S. Y. eşi H. Y. olarak değiştirmek suretiyle kaydın düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemlerinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Davacılar, dava dilekçesinde, murisleri E. B.'nin 1937 yılında vefat eden S. Y.'nin kızı olduğunu, annesinin S. Y.'nin eşi H. olmasına rağmen, kayıtlara anne adının Z. olarak geçtiğini bildirerek, muris E. B.'nin nüfus kayıtlarında gerekli düzeltmelerin yapılmasını istemişlerdir.
Mahkemece, ana ismi düzeltilmesi istenen E. B.'nin 1975 yılında, muris E.'nin gerçek babası olduğu iddia edilen S. Y.'nin 1937 yılında, annesi olduğu söylenen H. Y.'nin ise 1938 yılında vefat ettikleri kayıtlarının kapalı olduğu kapalı kayıtlardaki kişilerin şahsi durumları hakkında başkaları tarafından kayıt düzeltim davaları açılamayacağı ve bu kayıtların hukuki işlemlere esas alınamayacakları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
5490 s. Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesine göre; ilgililer nüfus kayıtlarına ait düzeltme ve tespit davası açmak hak ve yetkisine sahiptirler. Bir kimsenin ölmesi sonucu kaydı kapalı hale geleceğinden, bu kişilerle ilgili yalnızca tespit davası açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmiştir. Davacılar her ne kadar murisleri E.'nin nüfus kayıtlarının düzeltilmesini istemiş ise de, çoğun içerisinde azın da bulunacağı ilkesi gözetilerek, düzeltme davası içerisinde tespit istemi de mevcuttur. Nüfus kayıt düzeltme davaları sair bir kısım davalarda olduğu gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı hakim doğru sicili oluşturmak zorundadır. Açıklanan bu durum karşısında öncelikle davacıların aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararları tespit edilip S. Y. ve eşi H. ile E. B.'nin varsa veraset belgeleri de dosyaya konularak hukukları etkilenecek olan bütün mirasçıları davaya dahil edildikten sonra işin esası hakkında bütün kanıtlar toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik sair yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy