(2942 S. K. m. 11, 15, 27)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesiyle istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av. F. İ. A. geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısıyla bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli biçimde etkileyen, kanıtlanmış farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken değerlendirmeye esas alınan bilirkişi kurulu ek raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %4 olarak kabulü,
2-Kamulaştırma Yasasının 15 inci maddesinin son fıkrasında, bilirkişilerce -aynı yasanın 11 inci maddesinin (f) bendi hükmü gözetilerek- yapılacak değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (10.02.2010 dava tarihi) esas tutulacağı öngörülmüştür. Buna göre dava tarihi olan 2010 yılına ait verilerin esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca henüz 2010 yılına ait verilerin oluşmadığı gerekçesiyle taşınmazın değerlendirilmesinde 2009 yılı verilerin esas alınması suretiyle belirlenen m² değerine ÜFE endeksi uygulanarak 2010 yılı değerine ulaşılmış olması,
3-Dava konusu taşınmazın 843 m²'si üzerinde dava tarihinden önce BOTAŞ lehine tesis edilmiş olan irtifak hakkının taşınmazın değerinde yaratacağı kaçınılmaz değer kaybının kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmaması,
Kabule göre de;
4-Dava konusu taşınmaz için Kamulaştırma Yasası'nın 27 nci maddesi uyarınca belirlenen ve bankaya yatırılan bedel hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin 2010 yılına ait veri listesi İl Tarım Müdürlüğünden getirtildikten sonra, yukarıda sözü edilen bir ve iki numaralı bozma doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, alınan bu ek raporun veri listesiyle bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra üç numaralı bozma da dikkate alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 825,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy