(2942 S. K. m. 11, 18)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki,
1) Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin g bendi hükmü gereği arsalarda emsal alınacak taşınmazların özel amacı olmayan satışlara ait olması zorunluluğu vardır. Bilirkişi raporlarında somut emsal alınan 133 ada 2 parsel sayılı taşınmaza satışı Aliağa Organize Sanayii tarafından Yapı Kredi Finansal Kiralama Anonim ortaklığına yapılan bir satış olup gerek satıcısının davalı Aliağa Organize Sanayii olması gerekse bankaya yapılan satış olması sebebiyle özel amaçlı olduğu anlaşıldığından bu emsale dayalı olarak değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuş olması,
2) Dava konusu taşınmazın değerlendirme (dava) tarih ve somut emsalin emsal alınan satış tarihi itibarıyla imar düzenlemesi sonucu meydana gelen imar parselleri olup olmadıkları araştırılarak davaya konu taşınmazın kadastro, emsalin ise imar parseli olduğu anlaşıldığı takdirde davaya konu taşınmazın emsalle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Yasasının 18. maddesinin 2. fıkrası gözetilerek düzenleme ortaklık payına karşılık bir indirim yapılması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
3) 2942 Sayılı Kanunun 4650 Sayılı Kanun ile değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereği emlak vergi değerlerini de davaya konu taşınmazın emsalle karşılaştırılmasında göz önünde tutulması gerekir. Buna göre davaya konu taşınmaz ve emsallerin emlak vergisine esas tutulan asgari m2 değerlerinin ilgili Belediye Başkanlığından 2008 yılı itibarıyla getirtilerek karşılaştırılması ve değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin giderilmiş olması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy