(2942 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı M. A. vekili ile davalı Ü. A. tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1-) Kamulaştırma Yasası'nın 4650 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bunun için Tarım Müdürlüğünden çevrede ekilmesi mutad ürünlerin hangileri olduğu sorularak saptanmalı ve bilirkişi kurulunca bu ürünler arasında ortalama değeri verebilecek ürünler münavebeye alınmalıdır. Taşınmaz üzerinde taşınmaza kapama bahçe niteliğini verebilecek yaşta ve sayıda ağaç mevcut olması halinde bunların kaplayacağı alana göre kapama bahçe olarak değerlendirilmesi gerekir. Dosya içindeki bilirkişi kurulu raporunun incelenmesinde davaya konu taşınmaz üzerinde zeytin ağacı bulunmadığı anlaşılmakta olup, zeytinin münavebeye alınacak ürünlerden de olmadığı dikkate alınmadan zeytin-buğday münavebesine göre değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
2-) Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında özel ve dikkate alınması gereken haklı bir sebep bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğü verilerinin esas alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
3-) Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut bulunan hacizlerin tespit edilen bedele yansıtılmaması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istenmesi halinde temyiz eden davalılara iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy