(5490 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Davacı dava dilekçesinde, nakilden önceki ilk kaydı olan Pazarcık İlçesi Kızkapanlı Köyü Cilt:50, Hane:15'teki Hüso oğlu 2.8.1949 doğumlu İmo Sulakdağ adına olan nüfus kaydının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, Pazarcık İlçesinde nüfusa kayıtlı iken naklen Gaziantep İli Şehitkamil İlçesine gittiklerini, ancak iki kayıt arasında adı ve baba adı yönünden farklılık olduğunu bildirerek halen kullanmakta olduğu Gaziantep'teki nüfus kaydının bırakılıp, Maraş İli Pazarcık ilçesindeki nüfus kaydının iptal edilmesini istemiştir.
Mahkemenin tensip kararı ile belirlenen oturum, gün ve saati davacıya Tebligat Yasası ve Tüzüğü hükümleri uyarınca bildirilmiş olmasına karşın oturuma gelmediği ve kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği anlaşılmaktadır.
Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesinin (1/a) bendi hükmü uyarınca, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları düzeltmeyi isteyen kişiler ile Cumhuriyet Savcısı ve Nüfus Müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülüp karara bağlanır. Buna göre nüfus müdürü (veya görevlendireceği memur) yasal hasım olup bu nitelikteki davaya kayıt düzeltmesini isteyen kişi gelmedikçe nüfus idaresi temsilcisinin davayı takip edeceğini bildirmesi ile davacının yokluğunda davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulamaz.
Yukarıda açıklandığı üzere davacının oturum gününü bildiği halde duruşmaya gelmediği gibi kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği anlaşılmakla H.U.M.K.nun 409. maddesi hükmünce dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde davanın yenilenmemesi durumunda açılmamış sayılmasına hükmedilmesi gerekirken, yasal hasım konumunda olan nüfus idaresi temsilcisinin biz davayı takip ediyoruz beyanına dayanılarak dosyada bulunan kanıtlarla yetinilerek ilk oturumda davacının davasının kabulüne hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy